Connect with us

Röportajlar

DropGPT: Girişimcilerine Güveniyor, 2026 Hedefi 100 Milyon Dolar Döviz Girdisi

Published

on

Türkiye merkezli e-ticaret eğitim ve danışmanlık markası DropGPT, yapay zekâ destekli altyapısı ve yenilikçi eğitim modeliyle girişimcilik ekosistemine yön vermeye devam ediyor.

Marka, 2026 yılının sonuna kadar ülkemize 100 milyon dolar döviz girdisi sağlamayı hedeflediğini resmi olarak duyurdu.

“Girişimcilerimize inanıyoruz. Onların azmi, bizim teknolojimizle birleştiğinde ortaya global başarılar çıkıyor. Biz hem kendi sistemimize hem de onların potansiyeline güveniyoruz.”

— DropGPT Kurucu Ekibi

DropGPT, yalnızca Amazon Dropshipping alanında profesyonel eğitim vermekle kalmıyor; aynı zamanda bireyleri düşük sermayeyle döviz bazlı ticarete adım attıran sürdürülebilir bir dijital girişim modeli sunuyor. Eğitim alan kursiyerler, AI destekli sistemle 7/24 destek alırken, operasyonel süreçlerini başarıyla yönetmeyi öğreniyor.

 100 Milyon Dolarlık Strateji Ne?

DropGPT, Amazon Dropshipping modeliyle dijital girişimcileri global ticarete taşıyan bir yapı kurdu. DropGPT’nin 2026 hedefi eğittiği binlerce girişimcinin global pazarda elde ettiği bireysel döviz gelirlerinin toplamını kapsıyor.

Marka, 10.000’e yakın bireyi Amazon Dropshipping  süreçlerinde aktif hale getirerek, her bir kursiyerin aylık ortalama 833 dolar olmak üzere yıllık en az 10.000 dolar döviz geliri elde etmesini hedeflemektedir.

Toplamda 10.000 girişimcinin aktif şekilde kazanç sağlamasıyla, ülke ekonomisine yıllık 100 milyon dolarlık döviz katkısı hedefleniyor.

Sadece Eğitim Değil, Dijital Dönüşüm

DropGPT’nin en büyük farkı, klasik eğitim modellerinden farklı olarak bireyleri eğitim sonrası yalnız bırakmaması. Yapay zekâ tabanlı destek sistemi, danışmanlık hizmeti ve şirket kurulum çözümleriyle, kullanıcılarının her adımda yanında oluyor.

Türkiye’nin Dijital Girişimcilik Ekosisteminde Yeni Bir Çağ

Girişimcilere yalnızca teknik bilgi değil, aynı zamanda vizyon ve güven veren DropGPT, 2026 hedefini yalnızca bir finansal gösterge olarak değil; mikrodan makroya bir dijital kalkınma stratejisi olarak konumlandırıyor.

Türkiye’nin dijital ekonomide söz sahibi bireylerle büyümesini hedefleyen marka, yoluna emin adımlarla devam ediyor.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Röportajlar

Kişiselleştirilmiş Yanıt Teknolojisi; Eren Kartav 

Published

on

Ben Eren Kartav, 8 yıldır dijital pazarlama sektöründe yer alıyorum. Lise yıllarında yazılıma olan merakım aslında ilk olarak beni yazılım sektörüne itti. Bu süreçte birçok yazılım dilinde deneyim elde etme fırsatı buldum. Daha sonrasında “SEO” mesleği ile tanıştım. Hem yazılıma olan yakınlığı hemde strateji geliştirip, pazarlama yapabilme faktörü benim bu meslekten keyif almamı sağladı.

Şu anda da Türkiye’deki birçok büyük markaya hem SEO hemde GEO(Generative Engine Optimization) kapsamında danışmanlık hizmeti veriyorum.

Sektörünüzü en temelden sarsacak ve iş yapış şekillerini kalıcı olarak değiştirecek tek bir trend veya teknoloji ne olacak?

AI teknolojilerinin gelişmesiyle kullanıcıların arama alışkanlıkları değişti ve SEO’da yeni bir dönem başladı. ChatGPT, Gemini ve diğer platformlarla birlikte GEO (Generative Engine Optimization) kavramı ortaya çıktı.

Artık kullanıcılar, arama motorlarında gezmek yerine yapay zekâdan hızlı ve net cevaplar almayı tercih ediyor. Bu da markaların AI yanıtlarında görünür olma ihtiyacını artırıyor. Gelecekte ise kişiselleştirilmiş yanıt deneyimleri sektörün yönünü belirleyen en önemli faktörlerden biri olacak.

Sizin için gerçek başarı nedir?

Benim için başarı finansal hedeflerden çok bireysel tatminle ölçülür. Sıfırdan başladığım bir projede en iyiler arasına girmek önemli bir göstergedir. Aynı zamanda kendimi geliştirdiğim, fikir sorulan ve mentörlük yaptığım alanlar arttıkça başarı hissim de artar.

İnsanlar bazen o kadar çok iş hayatına veya geleceğe odaklanıyor ki anı çok fazla kaçırabiliyorlar. Başarılı olmak için harcadıkları zamana 30 sene sonra geriye dönüp baktıklarında aslında yapabileceği, keşke dediği çok fazla şey oluyor. İnsanların bunu unutmaması gerekiyor. Eren Kartav 

eren kartav

Bir lider olarak zamanınızı en çok neye harcıyorsunuz ve aslında en çok neye harcamanız gerektiğini biliyor musunuz?

Bu iki durum arasındaki farkı nasıl yönetiyorsunuz?

Hayatımın büyük kısmı işle geçiyor ve bu yüzden önceliklerimi net belirliyorum. Birden fazla alanda aktif olduğum için, profesyonel işimi her zaman ilk sıraya koyuyorum.

Diğer sorumluluklarımı değişken önceliklerle yönetirken, kendime de alan açmaya çalışıyorum. Haftada bir kendime zaman ayırarak hem zihnimi dinlendiriyor hem de dengemi koruyorum.

Bugünün trendlerinden hangisinin 5 yıl sonra tamamen kaybolacağını düşünüyorsunuz?

Dijitalleşme zaten güçlü bir noktada, ancak yapay zekâ bu dönüşümü hızlandırıyor. Önümüzdeki yıllarda fiziksel mağazaların yerini, kişiselleştirilmiş ve hızlı dijital deneyimler alabilir.

Zamanın giderek daha değerli hale gelmesiyle, insanlar mağaza gezmek yerine daha pratik ve erişilebilir çözümleri tercih edecek.

Yapay zekânın mesleğinizde “insanı” hangi alanda asla ikame edemeyeceğini düşünüyorsunuz?

Yapay zekâ birçok mesleği yapabilir, ancak farkı yaratan unsur hâlâ insanın yaklaşımıdır. Benim işim tamamen dijital ve artık Google yerine AI sonuçlarını optimize etmeye evriliyor.

Dijital görünürlük her zaman önemli olacak; herkes aynı seviyede olsa bile, doğru hamleyi yapan kişi yine öne çıkacak.

Türkiye’de bu alanda yapılmayan ama yapılması gereken ilk şey sizce ne?

Türkiye dijitalleşmede birçok ülkenin önünde, ancak asıl sorun işlerin değerinin kısa vadede ticari olarak ölçülmesi. Markalaşma ve uzun vadeli yatırım yeterince önemsenmediği için iş kalitesi düşebiliyor.

Dünya standartlarında işler yapılsa bile, bazı markalarda vizyonun aynı seviyede olmaması gelişimin önünde engel oluşturabiliyor.

Continue Reading

Röportajlar

Personal – Professional – Public; İsmail Haznedar

Published

on

Kendimi tek bir unvanla tanımlamıyorum; danışman, stratejist, eğitmen ve girişimci kimliklerimin ortak noktası, insanların ve kurumların daha iyi kararlar almasına katkı sağlamak. Uluslararası deneyimlerim ve sahadaki çalışmalarım birleştiğinde, ister global liderlerle strateji masasında ister bir KOBİ ile çalışırken aynı odağa yöneliyorum: doğru soruları doğru zamanda sormak.

Bugün de şu sorunun peşindeyim: “Değişen dünyada hem etkili hem de insan kalmak mümkün mü?” Yaptığım her işte bu soruya uygulanabilir ve gerçek hayata dokunan cevaplar üretmeye çalışıyorum.

Sektörünüzü en temelden sarsacak ve iş yapış şekillerini kalıcı olarak değiştirecek tek bir trend veya teknoloji ne olacak?

Tek bir teknoloji söyleyeceksem, yapay zekânın karar alma süreçlerine entegrasyonu. Ancak asıl fark teknoloji değil, düşünme biçimi.

Gerçek değer; veriyi sadece raporlamakta değil, ondan anlam çıkarıp aksiyon üretebilmekte. Veriye dayalı karar alma, sezgiyi dışlamaz; doğru kullanıldığında onu güçlendirir.

Yakın gelecekte rekabet avantajı, en çok veriye sahip olanlarda değil; veriyi anlamlandırıp doğru soruları sorabilenlerde olacak.

Sizin için gerçek başarı nedir?

Benim için gerçek başarı; yalnızca finansal hedeflere ulaşmak değil, arkada sürdürülebilir bir etki bırakabilmek.

Kısa vadeli kazanımlar elbette önemli; ancak asıl ölçüt, insanların düşünme biçiminde kalıcı bir değişim yaratabilmek. Uzun vadeli dönüşüm, benim nihai başarı tanımım.

En sık kaybedilen şey denge. Zamanla insan, sağlığını, ilişkilerini ve hatta kendisiyle olan bağını ikinci plana atabiliyor. Oysa sürdürülebilir başarı; kendinle, ailene, ekibinle ve hayatla kurduğun dengeyle mümkün. 

İsmail Haznedar 

ismail haznedar

Bir lider olarak zamanınızı en çok neye harcadığınızı düşünüyorsunuz ve aslında en çok neye harcamanız gerektiğini biliyor musunuz?

Liderler çoğu zaman zamanlarını acil olanlara harcar; oysa asıl ihtiyaç duyulan şey önemli olana alan açabilmektir. Ben de bu ikilemle sürekli yüzleşiyorum.

Zamanımı en çok koordinasyon, iletişim ve problem çözmeye harcıyorum. Özellikle çok paydaşlı projelerde, herkesin aynı resme bakmasını sağlamak ciddi bir emek gerektiriyor.

Ancak biliyorum ki en değerli zaman; düşünmeye, dinlemeye ve insanları geliştirmeye ayrılan zaman.

Bu farkı yönetebilmenin yolu ise net öncelikler koymak, bazı işleri bilinçli olarak yapmamak ve her şeyi bizzat kontrol etme refleksinden vazgeçmekten geçiyor.

Bugünün trendlerinden hangisinin 5 yıl sonra tamamen kaybolacağını düşünüyorsunuz?

Gerçek dönüşüm; sloganlarla değil, kültürle ve davranışla olur. İçselleştirilmeyen her trend, bir süre sonra doğal olarak kaybolur.

Yüzeysel ve “etiket odaklı” trendlerin büyük kısmı kalıcı olmayacak. Örneğin, sadece adı var diye uygulanan çeviklik, inovasyon ya da dijital dönüşüm yaklaşımları zamanla etkisini yitirecek.

Sahada sıkça şunu görüyorum: Kavramlar var ama davranışlar değişmiyor. Teknolojinin hızına bireyler, ekipler ve kurumlar yetişemiyor. Aradaki fark her gün açılıyor… Oysa gerçek dönüşüm; sloganlarla değil, kültürle ve günlük kararlarla olur. İçselleştirilmeyen her trend, bir süre sonra doğal olarak kaybolur.

İş dünyasında “başarı” uğruna kaybedilen en değerli şey sizce ne oluyor genelde?

En sık kaybedilen şey denge. Oysa sürdürülebilir başarı; kendinle, ailenle, işinle ve hayatla kurduğun dengeyle mümkün.

JCI başkanlığı sürecim bana bunu net şekilde öğretti ve 3P (Personal–Professional–Public) dengesinin önemini fark ettim. Kendi değerlerinden uzaklaşılarak elde edilen başarı ise uzun vadede mutlaka bedelini ödetiyor.

Continue Reading

Röportajlar

Yeşil Ev Ekonomisi; Ahmet Soyer 

Published

on

Soyer Holding, ev teknolojilerinde sürdürülebilir çözümlere yaptığı yatırımlar ve stratejik yaklaşımıyla sektörün öncü oyuncularından biri konumunda. Ahmet Soyer liderliğinde şirket, yalnızca dayanıklı tüketim ürünlerinde değil, aynı zamanda çevre dostu ve enerji verimliliği yüksek teknolojilerle sürdürülebilir dönüşüme aktif katkı sağlıyor.

Kuruluşu 25 yılı aşan holding, Türkiye’nin gıda dışı perakende sektöründe ilk 20 şirket arasında yer alırken, 2001 yılında Ankara’da açtığı ilk mağazadan bu yana istikrarlı bir büyüme gösterdi. Bu süreçte Siemens, Samsung ve Electrolux gibi dünya lideri markalarla kurduğu iş birlikleri, şirketin sürdürülebilir ev teknolojileri vizyonunu güçlendiren temel unsurlar arasında yer alıyor.

Soyer Holding, sürdürülebilirlik yaklaşımında çevre dostu teknoloji ve enerji verimliliğini merkeze alıyor. Şirket; iklim değişikliğiyle mücadelede tüketicilerle birlikte hareket etmeyi, enerji tasarruflu ürünler ve dijital çözümlerle daha az kaynakla daha yüksek yaşam konforu sunmayı hedefliyor. Bu vizyon, “Değişime Evinde Başla” gibi kampanyalarla doğrudan tüketiciye aktarılıyor.

Aynı zamanda sürdürülebilirlik kriterleri, ürün seçimlerinde de belirleyici rol oynuyor. Soyer Holding, enerji verimli teknolojilere sahip ürünlerle kullanıcıların hem tüketimlerini azaltmalarını hem de çevresel etkilerini düşürmelerini teşvik ediyor.

Ekonomik ve Sosyal Katkı: Yeni Bir Pazar Yaratmak

Sürdürülebilir ev teknolojilerinin küresel pazarı hızla büyüyor. Uzmanlar bu pazarın 2030 yılı itibarıyla 10 trilyon doları aşabileceğini öngörüyor. Bu trend, Türkiye ekonomisi için de önemli fırsatlar barındırıyor; hem enerji verimliliği sağlayan ürünlere talebin artması hem de bu alandaki yenilikçi çözümlerin ihracata dönüştürülmesi, ülke çapında yeni istihdam alanlarının doğmasına zemin hazırlıyor.

Soyer Holding, sürdürülebilir ürün ve hizmetlerle yalnızca çevreye katkı sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda reel ekonomide büyüme ve rekabet gücünü artıracak yeni bir iş alanının da öncülüğünü yapmayı hedefliyor.

Ahmet Soyer’den Mesaj: “Sürdürülebilirlik Ekonominin Yeni Dinamiği”

Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Soyer, sürdürülebilirlik konusunu sadece çevresel bir gereklilik olarak değil, aynı zamanda ekonomik büyümenin yeni dinamiği olarak gördüklerini belirtiyor. “Enerji verimliliği ve sürdürülebilir teknoloji, tüketicilerimizin yaşam kalitesini yükseltirken, Türkiye’nin global rekabet gücünü de artıracak,” diyen Soyer; bu vizyonla hareket eden iş birliklerini sürdüreceklerini ifade ediyor.

Geleceğe Yatırım: Yeşil Ev Ekonomisi

Soyer Holding, sürdürülebilir ev teknolojileri alanında Türkiye’nin yüksek potansiyeline odaklanarak “yeşil ev ekonomisi”nin önemli oyuncularından biri olarak konumlanıyor. Çevre dostu ürünler, enerji verimliliği kampanyaları ve sürdürülebilir yatırım stratejileriyle hem bugünün hem de geleceğin tüketici ihtiyaçlarına çözüm üretmeyi hedefliyor.

Şirket, yalnızca ürün ve hizmet sunmanın ötesine geçerek müşteri odaklı yönetim anlayışı ve yüksek hizmet standartlarıyla paydaş memnuniyetini artırmayı temel ilke olarak benimsiyor. Bu yaklaşım, Soyer Holding’in ulusal ve uluslararası büyüme hedeflerine ulaşmasında önemli bir rekabet avantajı sağlıyor.

Kurumsal sosyal sorumluluk projelerine verdiği önemle de öne çıkan holding, enerji verimliliği, atık yönetimi ve çevre bilinci alanlarında yürüttüğü çalışmalarla sürdürülebilirlik vizyonunu somutlaştırıyor. Bu projeler, hem çevresel etkilerin azaltılmasına katkı sağlıyor hem de sektörde yenilikçi standartların gelişimini destekliyor.

Elektronik, beyaz eşya, mobilya, gayrimenkul ve otomotiv gibi farklı sektörlerdeki yatırımlarıyla faaliyet alanını genişleten Soyer Holding, çeyrek asırlık tecrübesini stratejik hedeflerle birleştirerek güvenilir, yenilikçi ve sürdürülebilir bir iş ortağı olarak öne çıkıyor.

Continue Reading

EN ÇOK İNCELENEN