Röportajlar
Personal – Professional – Public; İsmail Haznedar
Kendimi tek bir unvanla tanımlamıyorum; danışman, stratejist, eğitmen ve girişimci kimliklerimin ortak noktası, insanların ve kurumların daha iyi kararlar almasına katkı sağlamak. Uluslararası deneyimlerim ve sahadaki çalışmalarım birleştiğinde, ister global liderlerle strateji masasında ister bir KOBİ ile çalışırken aynı odağa yöneliyorum: doğru soruları doğru zamanda sormak.
Bugün de şu sorunun peşindeyim: “Değişen dünyada hem etkili hem de insan kalmak mümkün mü?” Yaptığım her işte bu soruya uygulanabilir ve gerçek hayata dokunan cevaplar üretmeye çalışıyorum.
Sektörünüzü en temelden sarsacak ve iş yapış şekillerini kalıcı olarak değiştirecek tek bir trend veya teknoloji ne olacak?
Tek bir teknoloji söyleyeceksem, yapay zekânın karar alma süreçlerine entegrasyonu. Ancak asıl fark teknoloji değil, düşünme biçimi.
Gerçek değer; veriyi sadece raporlamakta değil, ondan anlam çıkarıp aksiyon üretebilmekte. Veriye dayalı karar alma, sezgiyi dışlamaz; doğru kullanıldığında onu güçlendirir.
Yakın gelecekte rekabet avantajı, en çok veriye sahip olanlarda değil; veriyi anlamlandırıp doğru soruları sorabilenlerde olacak.
Sizin için gerçek başarı nedir?
Benim için gerçek başarı; yalnızca finansal hedeflere ulaşmak değil, arkada sürdürülebilir bir etki bırakabilmek.
Kısa vadeli kazanımlar elbette önemli; ancak asıl ölçüt, insanların düşünme biçiminde kalıcı bir değişim yaratabilmek. Uzun vadeli dönüşüm, benim nihai başarı tanımım.
En sık kaybedilen şey denge. Zamanla insan, sağlığını, ilişkilerini ve hatta kendisiyle olan bağını ikinci plana atabiliyor. Oysa sürdürülebilir başarı; kendinle, ailene, ekibinle ve hayatla kurduğun dengeyle mümkün.
İsmail Haznedar

Bir lider olarak zamanınızı en çok neye harcadığınızı düşünüyorsunuz ve aslında en çok neye harcamanız gerektiğini biliyor musunuz?
Liderler çoğu zaman zamanlarını acil olanlara harcar; oysa asıl ihtiyaç duyulan şey önemli olana alan açabilmektir. Ben de bu ikilemle sürekli yüzleşiyorum.
Zamanımı en çok koordinasyon, iletişim ve problem çözmeye harcıyorum. Özellikle çok paydaşlı projelerde, herkesin aynı resme bakmasını sağlamak ciddi bir emek gerektiriyor.
Ancak biliyorum ki en değerli zaman; düşünmeye, dinlemeye ve insanları geliştirmeye ayrılan zaman.
Bu farkı yönetebilmenin yolu ise net öncelikler koymak, bazı işleri bilinçli olarak yapmamak ve her şeyi bizzat kontrol etme refleksinden vazgeçmekten geçiyor.
Bugünün trendlerinden hangisinin 5 yıl sonra tamamen kaybolacağını düşünüyorsunuz?
Gerçek dönüşüm; sloganlarla değil, kültürle ve davranışla olur. İçselleştirilmeyen her trend, bir süre sonra doğal olarak kaybolur.
Yüzeysel ve “etiket odaklı” trendlerin büyük kısmı kalıcı olmayacak. Örneğin, sadece adı var diye uygulanan çeviklik, inovasyon ya da dijital dönüşüm yaklaşımları zamanla etkisini yitirecek.
Sahada sıkça şunu görüyorum: Kavramlar var ama davranışlar değişmiyor. Teknolojinin hızına bireyler, ekipler ve kurumlar yetişemiyor. Aradaki fark her gün açılıyor… Oysa gerçek dönüşüm; sloganlarla değil, kültürle ve günlük kararlarla olur. İçselleştirilmeyen her trend, bir süre sonra doğal olarak kaybolur.
İş dünyasında “başarı” uğruna kaybedilen en değerli şey sizce ne oluyor genelde?
En sık kaybedilen şey denge. Oysa sürdürülebilir başarı; kendinle, ailenle, işinle ve hayatla kurduğun dengeyle mümkün.
JCI başkanlığı sürecim bana bunu net şekilde öğretti ve 3P (Personal–Professional–Public) dengesinin önemini fark ettim. Kendi değerlerinden uzaklaşılarak elde edilen başarı ise uzun vadede mutlaka bedelini ödetiyor.