Röportajlar
Veri Konuşur Biz Tercüme Ederiz ; Gökhan Acar
Piyasada exceller yerine teknolojiyi kullanan, globalde binlerce şirketten veri çeken, marka gibi değerleri dikkate alan bir çözüm yoktu. Ayrıca birçok şirket sahibinin finansal okuryazarlığı yetersiz olması dolayısıyla şirketin durumunu rafine ve aksiyon alabilecekleri netlikte gösteren bir sistem yoktu. VALURA bu ihtiyaçları çözerken lokal bir oyuncu olmaktan ziyade “Dünya’nın en iyisi” olmak için kuruldu.
VALURA’nın DNA’sını bir kelimeyle anlatmanız gerekse, o kelimenin hikâyesi ne olurdu?
Tek odağı şirketlerin değerini tespit etmek ve maksimize edecek yol haritasını oluşturmak olan bir şirket için “değer” kelimesi çok kritik. Tek kelime ile kendimizi ifade etmek gerekirse o kelime “VERİ” olurdu.
Sektörünüzde herkesin doğru bildiği ama sizin farklı düşündüğünüz bir konu var mı? Bu fark VALURA’nın yolunu nasıl şekillendirdi?
Hem de çok Ne yazık ki yanlış bilgi ve uygulamaların çok olduğu, “uzman” olmanın kolay olduğu bir işi yapıyoruz. Müşterilerimiz bir kere bizimle çalıştıktan ve çıktıları gördükten sonra çıtanın ne kadar yüksekte olduğunu anlıyorlar ve bir daha başka şirket ile çalışmayı tercih etmiyorlar.
Biz uzmanlığa inanıyoruz, 9 yıldır geliştirdiğimiz teknolojimiz ve 1000+ proje ile keskinleştirdiğimiz bilgi birikimimiz ile lider olmak için çalışıyoruz. – Gökhan Acar
Yeni nesil markalar arasında fark yaratmak artık çok zor. Sizce VALURA’yı benzerlerinden ayıran “görünmeyen” detay nedir?
Bu soruyu bizde sık sık yaptığımız stratejik büyüme çalışmalarında müşterilerimizi soruyoruz. Bizce cevap odaklanmak. Şirketler müşteri talepleri ve kar motivasyonları ile her işi yapar hale geliyorlar ancak gerçek başarı hayır diyebilmekte ve uzmanlıktan geçiyor. Biz işimizde en iyisiyiz, uzmanız, odaklıyız ve çıtamız global liderlik.
Bir lider olarak ekibiniz size hangi konuda rahatlıkla “yanıldınız” diyebilir? Bu kültürü nasıl oluşturdunuz?
Bence lider ekibini geliştirebilen, en iyiyi yaratmak için eleştiriye açık olandır. Bizim ekibimizde en düşük kıdemli arkadaşımız en az 20 yıllık finans yönetimi tecrübesine sahiptir. Buna rağmen kendileri ile konuştuğunuzda sürekli öğrendiklerini ve geliştiklerini söyleyeceklerdir. Her ne kadar lider son kararı veriyor olsa da ortak akıl kültürü başarının anahtarıdır.
Sizce bugüne kadar verdiğiniz en doğru ve en riskli karar hangisiydi?
VALURA, global büyüyen ve kârlı bir fintech olarak birçok yatırım teklifi alıyor, ancak biz hızlı büyüme yerine özkaynakla sağlıklı ilerlemeyi seçtik. 2025’te en büyük risk olarak kendi sistemimizi son kullanıcıya açıp mevcut iş modelimizi bilinçli şekilde yıktık. Konfor alanından çıkmamıza rağmen bu adımın bizi küresel liderliğe taşıyacağına inanıyoruz.
VALURA geleceğe nasıl hazırlanıyor? Trendlerin hızla değiştiği bir dönemde, markanızı zamanın ötesinde tutmak için ne yapıyorsunuz?
Biz gelecek 5 yılı sürekli öngörerek ilk olmaya çalışıyoruz. Örneğin bugün herkes yapay zekadan bahsediyor, biz 12 aydır kendi YZ modelimizi eğitiyoruz. Bu ay itibari ile tamamen finans yönetimi konusunda uzmanlaşmış VALURA AI lanse ettik. Finans yönetimi odağında Dünya’nın en gelişmiş dil modeli, 107 ülkeden 80.000’den fazla şirketten besleniyor ve şirket üst yönetimi ile şirketin finans yönetimi konusunda konuşabiliyor, erken uyarı sinyali üretebiliyor. Başkaları bize yetişmeye çalışırken biz bir sonraki aşama olan finans yönetiminin tamamen YZ tarafından uygulandığı sistemi kuruyoruz.
İş dışında sizi en çok besleyen şey nedir?
Bir iş insanı olarak yaratıcılığınızı veya vizyonunuzu besleyen özel bir rutin, ilham kaynağı ya da hayat felsefeniz var mı?
Geçen sene 99 yaşında vefat eden C.Munger’ın güzel bir sözü var, “ben hayatımda sürekli okuyup kendini geliştirme derdi olmayıp başarılı olan bir tane dahi insan görmedim” Bende aynı görüşteyim ve bu sebeple sürekli bir bilgi açlığı içerisindeyim. Öğrenmeyi bıraktığın gün geri gittiğin gündür. Her patron tüm yöneticilerine şu soruyu sormalıdır “Son 6 ayda yeni ve kritik ne öğrendin?” cevap yoksa oyuncu değişikliği zamanı gelmiştir.
Röportajlar
Doğru Yapı Kurmak; Erdinç Kaya
1993 Muğla doğumluyum. Farklı şehirlerde büyüyerek çeşitli kültürleri tanıdım, eğitimimi Uşak Fen Lisesi ve İstanbul Teknik Üniversitesi’nde tamamladım. Girişimciliğe erken dönemde ilgi duyarak 2018’de MySpace’i kurdum. Şirket kuruluşu ve sanal ofis hizmetleri alanında, girişimciler için süreci sadeleştiren ve onları yalnız bırakmayan bir yapı inşa ediyorum.
Benim için girişimcilik, sadece ticaret değil; sürdürülebilir, anlaşılır ve insani değer üreten bir yolculuk.
İş hayatımın merkezinde her zaman şu soru var: “Bu işi daha basit, daha az kusurlu ve daha insani nasıl yapabiliriz?”
Sektörünüzü en temelden sarsacak ve iş yapış şekillerini kalıcı olarak değiştirecek tek bir trend veya teknoloji ne olacak?
Sanal ve hazır ofislerin en büyük dönüşümü pandemiyle başladı; şirketler fiziksel ofise bağımlı olmadıklarını fark etti.
Bir sonraki büyük etki ise ticaretin globalleşmesi olacak; iletişim ve güvenli ödeme sistemleriyle daha fazla insan ticarete yönlenecek.
Bugünün trendlerinden hangisinin 5 yıl sonra tamamen kaybolacağını düşünüyorsunuz?
“Her işi herkes yapabilir” algısı kaybolacak. Özellikle şirketleşme konusu tarafında; yüzeysel bilgi, kopyala-yapıştır çözümler ve tek tip paketler hızla anlamını yitirecek.
Finansal hedefler elbette önemli; ancak benim için gerçek başarı, kurulan bir sistemin kurucusuna bağımlı olmadan da çalışabilmesidir. Erdinç Kaya
Bir lider olarak zamanınızı en çok neye harcadığınızı düşünüyorsunuz ve aslında en çok neye harcamanız gerektiğini biliyor musunuz?
Bugün zamanımın önemli bir kısmı operasyonel detaylar ve anlık problem çözmeyle geçiyor. Girişimci refleksiyle “ben hallederim” dediğim çok fazla nokta oluyor. Ancak biliyorum ki asıl odaklanmam gereken yer;
Strateji,
Sistem kurma,
Doğru insanları doğru rollere yerleştirme.
Bu farkı yönetmenin yolu benim için tutarlı süreçler kurmak ve yetki devrini gerçekten içselleştirmek. Liderlik, her şeyi yapmak değil; doğru şeylerin yapılmasını sağlamak.
Yapay zekânın mesleğinizde ‘insanı’ asla ikame edemeyeceği alan sizce nedir?
Empati ve bağlam okuma.
Bir girişimcinin söylediğiyle hissettiği çoğu zaman aynı değildir. Korkular, tereddütler, risk iştahı ve motivasyon gibi unsurlar ancak insan tarafından doğru okunabilir.
Yapay zekâ hesap yapar, önerir, hızlandırır. Ama bir girişimcinin “Bu yükü kaldırabilir miyim?” sorusuna gerçek bir güven duygusuyla cevap vermek hâlâ insana özgüdür.
Türkiye’de bu alanda yapılmayan ama yapılması gereken ilk şey sizce ne?
Girişimcilere şirket kurmadan önce zorunlu temel iş okuryazarlığı eğitimi verilmesi gerekiyor. Bugün insanlar şirketi kuruyor ama:
Nakit akışını bilmiyor, Vergiyi geç fark ediyor, Riskleri sonradan öğreniyor.
Bu da hem girişimciyi hem sistemi yıpratıyor. Kurulumdan önce doğru bilgilendirme yapılırsa, hem başarısızlık oranı düşer hem de daha sağlıklı şirketler doğar. Profesyonel hayatımda birçok kez tecrübe etme imkanı buldum ki, çok sayıda girişimci şahane ticari fikirlerini yeterli iş okuryazarlığı olmadığı için hayata hiç geçirememiş ya da başarısızlıkla sonuçlandırmış durumda.
İş dünyasında “başarı” uğruna kaybedilen en değerli şey sizce ne oluyor genelde?
En çok kaybedilen şey zaman ve zihinsel denge. Başarıyı sadece hız ve ciroyla ölçmek, uzun vadede hem bireyi hem markayı tüketir; bu yüzden ara verip sürece dışarıdan bakmak gerekir.
Önemli olan çok çalışmak değil, verimli çalışmaktır. Sürdürülebilir başarı ise işin hayatı ele geçirmesiyle değil, hayatı desteklemesiyle mümkündür.
Röportajlar
Sistemik Sessizlik; Hakan Çelik
Ben Hakan Çelik. Elektronik ve İşletme alanlarındaki akademik altyapımı, 2021 yılından bu yana girişimcilik ekosistemi içerisinde aktif bir saha tecrübesiyle birleştiriyorum. Kariyer yolculuğum boyunca her zaman teknolojinin operasyonel verimlilikle buluştuğu noktada, ölçülebilir katma değer yaratmaya odaklandım. RouteWise, karmaşık lojistik sistemlerini daha yalın, yönetilebilir ve en önemlisi güvenli hale getirme arayışımızın bir sonucu olarak doğdu.
Biz burada sadece sürücü ve yol izleme donanımı geliştirmiyoruz; aslında bu donanımların ürettiği veriyi, sürücülerin hayatına dokunacak, onların güvenliğini ve çalışma konforunu artıracak birer yol arkadaşına dönüştürüyoruz. Amacımız, teknolojiyi sadece bir denetim mekanizması olarak değil; sürücüyü koruyan, hataları eğitimle minimize eden ve sahada karşılaşılan zorlukları hafifleten bir rehber olarak konumlandırmak.
Sektörünüzü en temelden sarsacak ve iş yapış şekillerini kalıcı olarak değiştirecek tek bir trend veya teknoloji ne olacak?
Tek kelimeyle: Otonom karar mekanizmaları. Yakında sistemler sadece öneri sunmayacak, insan müdahalesi olmadan dinamik kararlar alacak.
Bu akıllı otonomi, operasyonları anlık veriye göre optimize ederek verimlilik standartlarını kökten değiştirecek.
Bugünün trendlerinden hangisinin 5 yıl sonra tamamen kaybolacağını düşünüyorsunuz?
“Ham veri koleksiyonculuğu” sona erecek; kullanılmayan veri bir varlık değil, maliyetli bir yük olarak görülecek.
Gelecek, çok veri toplamakta değil; “small & smart data” ile en doğru kararı hızlıca alabilmekte. Veri istifçiliği yerini, anlamlandırılmış ve aksiyona dönüşen analitiğe bırakacak.
Bir liderin en büyük sorumluluğu “geleceği tasarlamak” ve “ekip kültürünü derinleştirmektir.” Bu iki durum arasındaki makası daraltmak için delegasyonu bir yönetim felsefesi olarak benimsiyorum. Hakan Çelik

Sizin için gerçek başarı nedir? Finansal hedeflere ulaşmanın yanı sıra, kendinizi ve şirketinizi başarılı saymanızı sağlayan o nihai ölçüt nedir?
Finansal kârlılık ve pozitif nakit akışı bir şirketin yaşamını sürdürmesi için yakıttır ama bizim için “varış noktası” değildir. Benim gerçek başarı ölçütüm: “Sistemik Sessizlik”. Eğer bir operasyonun içindeki stresi azaltabiliyorsak, filolarda minimum ihlal eğitimlerinden sonuç alıyorsak, bir şoförün ailesine ayırdığı vakti artırabiliyorsak ve gereksiz kat edilen her kilometreyi engelleyerek karbon ayak izini somut bir şekilde düşürüyorsak kendimizi başarılı sayıyoruz. Kaosun yerini huzurlu ve tıkır tıkır işleyen bir sisteme bıraktığını görmek ve filolarda insana bağlı kazaları olabildiğince engelleyebiliyorsak, bu bizim için en büyük kâr marjından daha değerli.
Yapay zekânın mesleğinizde “insanı” hangi alanda asla ikame edemeyeceğini düşünüyorsunuz?
“Etik Sezgi ve Bağlam Kurma.” Bir algoritma size en verimli yolu çizebilir ama o yolun sonundaki müşterinin kırılan kalbini veya bir saha çalışanının o günkü düşük motivasyonunun sebebini anlayamaz. İnsan, veriler arasında olmayan “satır aralarını” okuyabilir. Toplumsal faydayı gözetmek, etik sınırlar çizmek ve bir vizyon etrafında insanları birleştirmek gibi “ruh” gerektiren alanlarda yapay zeka her zaman bir yardımcı olarak kalacaktır.
İş dünyasında “başarı” uğruna kaybedilen en değerli şey sizce ne oluyor genelde?
Kaybettiğimiz şey “keşfetme coşkusu.” Başarıyı sadece rakamlara ve KPI’lara indirgedikçe, deneme-yanılma cesaretimizi ve öğrenme refleksimizi zayıflatıyoruz. Bu da bizi daha güvenli ama daha az yaratıcı kararlar alan yapılara dönüştürüyor.
Oysa gerçek inovasyon, hata yapma özgürlüğü ve “acaba ne olur?” sorusunun peşinden gitmekle doğar. Bu alan daraldığında, girişimciliğin en değerli dinamik ruhunu da kaybetmiş oluruz.
Röportajlar
Yetişmeye Çalışmak; Neriman Bekçi
Ben Neriman Bekçi. Global ve yerel ölçekte faaliyet gösteren birçok kurumda Kurumsal İletişim, Geleneksel ve Dijital Pazarlama alanlarında aktif olarak görev aldım. Günümüzde ise bu birikimi aynı eksende derinleştirerek Kanal Pazarlama (Channel Marketing), İş Ortakları Yönetimi (Partnership Management) ve Kariyer Danışmanlığı alanlarında çalışmalarımı sürdürüyorum.
13 yıllık sektörde var olan biri olarak bir işin yalnızca nasıl tamamlandığıyla değil, tamamlandıktan sonra nasıl bir etki yarattığıyla ilgilenirim. Merak benim için duygusunu yol gösterici bir pusula, sürdürülebilirliği ise vazgeçilmez bir ilke olarak görüyorum. Değişimi izlemek yerine, oyunun kurallarını yeniden yazan ekibin parçası olmayı; kendini sürekli yeni trendlerle güncelleyen, öğrenmeyi hiç bırakmayan bir profesyonel olmayı tercih ediyorum.
Sektörleri en temelden sarsacak ve iş yapış şekillerini kalıcı olarak değiştirecek tek bir trend veya teknoloji ne olacak?
Elon Musk’ın da vurguladığı gibi, yapay zekâyı stratejik düşüncenin merkezine alanlar oyunun kurallarını yeniden yazacak. Bu dönüşümle birlikte şirketler geçmişe göre değil, geleceği simüle ederek karar alan yapılara dönüşecek.
Sizin için gerçek başarı nedir?
Benim için başarı, finansal sonuçların ötesinde, siz olmasanız da aynı değerlerle sürdürülen bir yapı kurabilmektir. Rakamlarla birlikte kurum kültürü, yetişen insanlar ve topluma sağlanan katkı gerçek ölçüttür.
Kalıcı başarı ise sonuçlardan çok; kazandırılan bakış açısı, etik duruş ve bırakılan kurumsal mirasla tanımlanır.
Bir işin lideri adı anıldığında yalnızca elde edilen sonuçların değil, kazandırılan bakış açısının, etik duruşun ve sosyal sorumluluk bilincinin hatırlanması asıl ölçüttür. Çünkü kalıcı başarı, bir şirket binası değil; insana, topluma ve geleceğe değer katan bir kurumsal miras bırakabilmektir. Neriman Bekçi

Bir lider olarak zamanınızı en çok neye harcadığınızı düşünüyorsunuz ve aslında en çok neye harcamanız gerektiğini biliyor musunuz? Bu iki durum arasındaki farkı nasıl yönetiyorsunuz?
Zamanımın önemli bir kısmı hâlâ operasyonla geçiyor; çünkü gerçek hayat hızlı ve birçok karar ertelenemiyor. Stratejiye daha fazla alan açmanın önemini biliyorum ancak bu dengeyi her zaman kurmak kolay değil.
Bu nedenle delegasyonu sadece iş devri değil, insanı güçlendiren bir liderlik aracı olarak görüyorum. Böylece zamanla operasyon yerine düşünmeye, yön vermeye ve sürdürülebilir kararlar almaya daha fazla odaklanmaya çalışıyorum.
Bugünün trendlerinden hangisinin 5 yıl sonra tamamen kaybolacağını düşünüyorsunuz?
İçi boş kişisel markalar ve sadece görünürlüğe dayalı dijital kalabalıklar, önümüzdeki yıllarda etkisini kaybedecek. Algoritmalar değiştikçe, gerçek değer üretmeyenler görünürlüğünü sürdüremeyecek.
Kısa vadeli popülerlik yerine, güven ve anlam üretenler kalıcı olacak. Kazananlar ise en çok ses çıkaranlar değil, söylediğine değer katabilenler olacak.
Yapay zekânın mesleğinizde “insanı” hangi alanda asla ikame edemeyeceğini düşünüyorsunuz?
Yapay zekâ; vicdan, empati ve insanî duyarlılığı ikame edemez. En doğru kararı verebilir ama güven kuramaz, insanın hikâyesini gerçekten anlayamaz.
İşe alım, liderlik ve pazarlamada da fark burada ortaya çıkar: veri yön gösterir, ancak asıl etkiyi yaratan insanın sezgisi ve empatisidir.
Türkiye’de bu alanda yapılmayan ama yapılması gereken ilk şey sizce ne?
Türkiye’de yapılması gereken en önemli şey, kısa vadeli hız yerine uzun vadeli değer üretimini iş kültürünün merkezine koymak. Bugün birçok kurum hızlı sonuç ve anlık kazanç peşinde koşarken, kalıcı etki yaratmayı ihmal ediyor. Oysa gerçek başarı; sabır, süreklilik ve disiplin gerektiren bir maraton yaklaşımıyla mümkün.
Bu bakış açısı özellikle sürdürülebilirlik, insan kaynağı ve teknoloji yatırımlarında kritik. Gerçek değer; yalnızca raporlarla değil, bu anlayışın tüm süreçlere ve karar mekanizmalarına yansımasıyla ortaya çıkar. Uzun vadeli düşünebilen kurumlar ise hem daha güçlü bir yapı kurar hem de gelecekte gerçek rekabet avantajı elde eder.
-
Etkinlik7 ay ago
BTG25 Zirvesi Maltepe Üniversitesi’nde Rekor İlgiyle Gerçekleşti: Girişimcilik Ateşi Yakıldı
-
Röportajlar7 ay agoHermanas Hair & Makeup ile Gelin Makyajında Kusursuz Güzelliğin Sırrı
-
Cemiyet7 ay agoSheraton Ataköy’de Görkemli Düğün
-
Kültür & Sanat8 ay agoİnegöllü 7. Sınıf Öğrencisi Ali Doğan’dan Büyük Başarı
-
Şirket8 ay agoDünyaca Ünlü Funko, Türkiye’de Resmi Distribütörü Olarak Monkey Distribution’ı Seçti
-
Şirket8 ay agoMate Projektör, ZUCHEX 2025’e Katıldı
-
Röportajlar7 ay agoYapay Zekâ Yanıtlarında Topluluk Tabanlı Içeriklerin Etkisi
-
Röportajlar6 ay agoManuel Terapi ile Fıtık Küçülür Mü? Fizyoterapist Zafer Aksungur Anlatıyor
