Röportajlar
Yetişmeye Çalışmak; Neriman Bekçi
Ben Neriman Bekçi. Global ve yerel ölçekte faaliyet gösteren birçok kurumda Kurumsal İletişim, Geleneksel ve Dijital Pazarlama alanlarında aktif olarak görev aldım. Günümüzde ise bu birikimi aynı eksende derinleştirerek Kanal Pazarlama (Channel Marketing), İş Ortakları Yönetimi (Partnership Management) ve Kariyer Danışmanlığı alanlarında çalışmalarımı sürdürüyorum.
13 yıllık sektörde var olan biri olarak bir işin yalnızca nasıl tamamlandığıyla değil, tamamlandıktan sonra nasıl bir etki yarattığıyla ilgilenirim. Merak benim için duygusunu yol gösterici bir pusula, sürdürülebilirliği ise vazgeçilmez bir ilke olarak görüyorum. Değişimi izlemek yerine, oyunun kurallarını yeniden yazan ekibin parçası olmayı; kendini sürekli yeni trendlerle güncelleyen, öğrenmeyi hiç bırakmayan bir profesyonel olmayı tercih ediyorum.
Sektörleri en temelden sarsacak ve iş yapış şekillerini kalıcı olarak değiştirecek tek bir trend veya teknoloji ne olacak?
Elon Musk’ın da vurguladığı gibi, yapay zekâyı stratejik düşüncenin merkezine alanlar oyunun kurallarını yeniden yazacak. Bu dönüşümle birlikte şirketler geçmişe göre değil, geleceği simüle ederek karar alan yapılara dönüşecek.
Sizin için gerçek başarı nedir?
Benim için başarı, finansal sonuçların ötesinde, siz olmasanız da aynı değerlerle sürdürülen bir yapı kurabilmektir. Rakamlarla birlikte kurum kültürü, yetişen insanlar ve topluma sağlanan katkı gerçek ölçüttür.
Kalıcı başarı ise sonuçlardan çok; kazandırılan bakış açısı, etik duruş ve bırakılan kurumsal mirasla tanımlanır.
Bir işin lideri adı anıldığında yalnızca elde edilen sonuçların değil, kazandırılan bakış açısının, etik duruşun ve sosyal sorumluluk bilincinin hatırlanması asıl ölçüttür. Çünkü kalıcı başarı, bir şirket binası değil; insana, topluma ve geleceğe değer katan bir kurumsal miras bırakabilmektir. Neriman Bekçi

Bir lider olarak zamanınızı en çok neye harcadığınızı düşünüyorsunuz ve aslında en çok neye harcamanız gerektiğini biliyor musunuz? Bu iki durum arasındaki farkı nasıl yönetiyorsunuz?
Zamanımın önemli bir kısmı hâlâ operasyonla geçiyor; çünkü gerçek hayat hızlı ve birçok karar ertelenemiyor. Stratejiye daha fazla alan açmanın önemini biliyorum ancak bu dengeyi her zaman kurmak kolay değil.
Bu nedenle delegasyonu sadece iş devri değil, insanı güçlendiren bir liderlik aracı olarak görüyorum. Böylece zamanla operasyon yerine düşünmeye, yön vermeye ve sürdürülebilir kararlar almaya daha fazla odaklanmaya çalışıyorum.
Bugünün trendlerinden hangisinin 5 yıl sonra tamamen kaybolacağını düşünüyorsunuz?
İçi boş kişisel markalar ve sadece görünürlüğe dayalı dijital kalabalıklar, önümüzdeki yıllarda etkisini kaybedecek. Algoritmalar değiştikçe, gerçek değer üretmeyenler görünürlüğünü sürdüremeyecek.
Kısa vadeli popülerlik yerine, güven ve anlam üretenler kalıcı olacak. Kazananlar ise en çok ses çıkaranlar değil, söylediğine değer katabilenler olacak.
Yapay zekânın mesleğinizde “insanı” hangi alanda asla ikame edemeyeceğini düşünüyorsunuz?
Yapay zekâ; vicdan, empati ve insanî duyarlılığı ikame edemez. En doğru kararı verebilir ama güven kuramaz, insanın hikâyesini gerçekten anlayamaz.
İşe alım, liderlik ve pazarlamada da fark burada ortaya çıkar: veri yön gösterir, ancak asıl etkiyi yaratan insanın sezgisi ve empatisidir.
Türkiye’de bu alanda yapılmayan ama yapılması gereken ilk şey sizce ne?
Türkiye’de yapılması gereken en önemli şey, kısa vadeli hız yerine uzun vadeli değer üretimini iş kültürünün merkezine koymak. Bugün birçok kurum hızlı sonuç ve anlık kazanç peşinde koşarken, kalıcı etki yaratmayı ihmal ediyor. Oysa gerçek başarı; sabır, süreklilik ve disiplin gerektiren bir maraton yaklaşımıyla mümkün.
Bu bakış açısı özellikle sürdürülebilirlik, insan kaynağı ve teknoloji yatırımlarında kritik. Gerçek değer; yalnızca raporlarla değil, bu anlayışın tüm süreçlere ve karar mekanizmalarına yansımasıyla ortaya çıkar. Uzun vadeli düşünebilen kurumlar ise hem daha güçlü bir yapı kurar hem de gelecekte gerçek rekabet avantajı elde eder.
Röportajlar
Kendi Teknolojimizi Geliştirme Kültürü: Osman Bender
1. Bize kendinizden bahsedebilir misiniz?
Çocukluğumdan beri teknolojinin nasıl çalıştığını anlamaya meraklıydım. Bu merak zamanla mesleğime dönüştü. Yaklaşık sekiz yıldır siber güvenlik, sistem ve ağ teknolojileri alanında çalışıyor, kurumların kritik altyapılarının güvenli ve kesintisiz çalışmasına yönelik projeler yürütüyorum.
Teknik alandaki deneyimim zamanla ekip liderliği ve proje yönetimi sorumluluklarıyla birleşti. Bugün başarılı projelerin yalnızca doğru teknolojilerle değil, güçlü ekip çalışması, doğru planlama ve etkili iletişimle hayata geçtiğine inanıyorum. Teknik ve yönetsel bakış açısını bir araya getirerek kurumların dijital dönüşüm süreçlerine değer katmaya odaklanıyorum.
2. Sektörünüzü en temelden sarsacak ve iş yapış şekillerini kalıcı olarak değiştirecek tek bir trend veya teknoloji ne olacak?
Yapay zeka destekli otomasyonlar. Çünkü günümüzde siber güvenlikte tehditlerin sayısı ve hızı artık insan gücüyle tek başına yönetilebilecek seviyenin çok üzerinde. Yapay zeka, saldırıları analiz eden, anomali tespit eden ve belirli senaryolarda otomatik aksiyon alabilen sistemlerle güvenlik operasyonlarının ayrılmaz bir parçası haline geldi.
Bu durum iş yapış şekillerini de değiştiriyor. Güvenlik ekipleri artık yalnızca alarmları inceleyen ekipler değil, yapay zeka destekli sistemleri yöneten, doğrulayan ve sürekli geliştiren ekipler haline geliyor. Önümüzdeki dönemde teknik bilgi kadar, bu sistemleri doğru kurgulamak ve yönetebilmek de kritik bir yetkinlik olacak.
3. Sizin için gerçek başarı nedir? Finansal hedeflere ulaşmanın yanı sıra, kendinizi ve şirketinizi başarılı saymanızı sağlayan o nihai ölçüt nedir?
Benim için gerçek başarı, kendimin en iyi versiyonuna her gün biraz daha yaklaşabilmek. Elbette şirketin büyümesi ve finansal hedeflere ulaşması önemli ancak bunlar tek başına yeterli değil. Yeni şeyler öğrenmeye devam edebiliyor ve yaptığımız işlerle insanların hayatını ya da iş süreçlerini gerçekten kolaylaştırabiliyorsak, bunu başarı olarak görüyorum.
Başarıyı yalnızca ulaşılan hedeflerle değil, bırakılan etkiyle ölçüyorum. Doğru kararlar alabilmek, güven oluşturabilmek ve uzun yıllar sonra bile değer üretmeye devam eden işler ortaya koyabilmek benim için finansal başarının ötesinde bir anlam taşıyor.
4. Bir lider olarak zamanınızı en çok neye harcadığınızı düşünüyorsunuz ve aslında en çok neye harcamanız gerektiğini biliyor musunuz? Bu iki durum arasındaki farkı nasıl yönetiyorsunuz?
Teknoloji sektöründe liderlerin en büyük tuzağı, günlük operasyonların içinde kaybolmak. Bir sorun çıktığında onu çözmek, çoğu zaman uzun vadeli plan yapmaktan daha cazip geliyor.
Bana göre liderin asıl görevi, bugünün sorunlarını çözmekten çok yarının sorunlarını azaltacak sistemleri kurmaktır. Bu nedenle kendime sürekli şu soruyu soruyorum. “Şu an yaptığım işi benden başka biri yapabilir mi?” Eğer cevap evetse, o işi devretmeye çalışıyorum. Böylece zamanımı stratejiye, süreç geliştirmeye ayırmaya çalışıyorum.

5. Bugünün trendlerinden hangisinin 5 yıl sonra tamamen kaybolacağını düşünüyorsunuz?
Bugün birçok teknoloji çok hızlı popülerleşiyor. Hatta bazen daha ne işe yaradığını tam anlamadan herkesin konuştuğu bir konu haline geliyor. Bence beş yıl sonra kaybolacak olan trend, her yeni teknolojiyi sorgulamadan benimseme anlayışı olacak. İnsanlar ve şirketler, popüler olana değil gerçekten fayda sağlayana odaklanacak.
6. Yapay zekânın mesleğinizde “insanı” hangi alanda asla ikame edemeyeceğini düşünüyorsunuz?
Bence yapay zeka mesleğimizde birçok işi dönüştürecek ve kolaylaştıracak. Ancak siber güvenlikte bazı kararlar yalnızca teknik verilere dayanmaz. Ticari riskler, hukuki sorumluluklar ve insan faktörü birlikte değerlendirilir. Bu nedenle yapay zeka güçlü bir destek sunarken, insanın rolü de uygulayan taraftan çok denetleyen, doğrulayan ve nihai kararı veren tarafa evrilecek.
”Benim için gerçek başarı, kendimin en iyi versiyonuna her gün biraz daha yaklaşabilmek” – Osman Bender
7. Türkiye’de bu alanda yapılmayan ama yapılması gereken ilk şey sizce ne?
Bence en önemli ihtiyaç, kendi teknolojimizi geliştirme kültürünü daha da güçlendirmek. Bugün birçok başarılı entegrasyon projesi gerçekleştiriyoruz ancak siber güvenlik alanında dünya ile rekabet edebilecek daha fazla yerli ürün ve teknoloji üretmemiz gerekiyor. Bunun için uzun vadeli düşünmek ve Ar-Ge’yi stratejik bir yatırım olarak görmek büyük önem taşıyor.
8. İş dünyasında “başarı” uğruna kaybedilen en değerli şey sizce ne oluyor genelde?
Ulaşmak istediğim her başarı, kendi hayallerimi gerçekleştirmek için attığım bir adım olsa da başarı uğruna en çok kaybedilen şeyin kendimize ve sevdiklerimize ayırdığımız zaman olduğunu düşünüyorum. Bazen hedeflerimizin peşinden koşarken durup gerçekten neyi ihmal ettiğimizi de sorgulamak gerekiyor. Çünkü başarı değerlidir ancak birlikte geçirilen ve geri getirilemeyen anlar çok daha değerlidir.
Röportajlar
Güler Yüzü Benimsemek: Emre Osanmaz
1. Bize Kendinizden bahsedebilir misiniz?
Emre Osanmaz ben Gaziantep’in merkezinde 12 Nisan 1993 yılında doğdum 4 kişilik çekirdek bir ailenin büyük çocuğuyum, öğrenim hayatımı 18’ime kadar Gaziantep’te geçirdim. Daha sonra üniversite yaşamım için Antalya’ya göç etme başladı, ilk sene üniversiteyi yanlış tercih yapıp, gitmedim ve ikinci kez üniversite sınavına girmek için hem Antalya da çalıştım hem de sınava girdim. Antalya Akdeniz Turizm ve Otelcilik Meslek Yüksek Okulunu 2 yıllık olarak bitirdim. En kısa haliyle yoksa daha çok şey söylenebilirdi kendim hakkında
2. Sektörünüzü en temelden sarsacak ve iş yapış şekillerini kalıcı olarak değiştirecek tek bir trend veya teknoloji ne olacak?
Sektörüm Turizm ve M.I.C.E üzerine kurulu, aslında biz bu dönemi pandemi zamanında trend ve teknoloji çağının örneklerini yaşamış bulunduk, metaverse evler bile satışa çıkarılarak ilerlediğimiz zamanlar oldu hatırlarsanız. Bu bakımdan ilerde iş yapış modellerimiz bir noktada yapay zeka gerçekliği ile etkileşim içine girebileceğimiz sanal dünya da etkinlikler kısmına geçiyor olacağız.

3. Sizin için gerçek başarı nedir? Finansal hedeflere ulaşmanın yanı sıra, kendinizi ve şirketinizi başarılı saymanızı sağlayan o nihai ölçüt nedir?
Benim için gerçek başarı saygınlık kazanıldığı zaman ilerlenmesidir. Adımın benden önde ilerleyerek yürümesi olacaktır. Sektörümüzün başarılı sayılacak ölçüt durumu bulunmamakta olup her güzel sonuçla biten etkinlik sonunda “teşekkürler” ile biten güler yüzlü vedalardır.
4. Bir lider olarak zamanınızı en çok neye harcadığınızı düşünüyorsunuz ve aslında en çok neye harcamanız gerektiğini biliyor musunuz? Bu iki durum arasındaki farkı nasıl yönetiyorsunuz?
Aslında hep 2 kelime bana motivasyon olmuştur. 1. Kelime “Yeni” 2.kelime ise “Deneyim” hiç bilmediğiniz yeni yerleri görmek ile başlayan yeni başlayan her şeyin sonu olduğu gibi her sonun başlangıcı yeniliktir. Bu beni her zaman motive etmiştir. Deneyim tarafında yaşamış olduğum deneyimleri lider olarak yeni nesil kişilere aktarmaya çalışmak onlara bu deneyimlerden ne kazanç ve ne kaybettiğini belirtmek motive eden durumlardır.
5. Bugünün trendlerinden hangisinin 5 yıl sonra tamamen kaybolacağını düşünüyorsunuz?
Bir çok öngörüm var aslında şu an her adımda influcer karşımıza çıkmaya başladı, bunu daha çok yapay zekalı dijital karakterlerli topluluklara geçebilir. İş anlamında bir kere haftanın 5 günü 9-5 mesai harcaması bitiyor olacaktır. Fiziksel ödeme koşulları kart gibi şeyler artık yerini dijital temassız yere bırakacaktır.

‘’Benim için gerçek başarı saygınlık kazanıldığı zaman ilerlenmesidir. Adımın benden önde ilerleyerek yürümesi olacaktır. Sektörümüzün başarılı sayılacak ölçüt durumu bulunmamakta olup her güzel sonuçla biten etkinlik sonunda ‘’teşekkürler’’ ile biten güler yüzlü vedalardır’’ – Emre Osanmaz
6. Yapay zekânın mesleğinizde “insanı” hangi alanda asla ikame edemeyeceğini düşünüyorsunuz?
Fiziksel olan her etkinlikte her yaşanılan anılarda yapay zekâ bizlerin dokunamayacağı bakir alanlar olacaktır. Bir sahnenin kurulumu başlanması, bir fotoğraf köşesinin kurulumu bunları insan gücü olmadan yapamayacağımız tek durum olduğu gibi bu sahnenin önünde yapılan sunumlar, eğlenmeler bunların önüne geçemeyecektir.
Röportajlar
Dönüştürmek Bizim Ruhumuzda Var; Sanem Koçak
1- Bize kendinizden bahsedebilir misiniz?
Genellikle bu soru sorulduğunda ilk olarak unvanlarımızı ya da yaptığımız işi anlatıyoruz. Ben biraz farklı bir yerden başlamak isterim. Kendimi, yaşam yolculuğunu sorgulayan, bu dünyaya nasıl bir iz bırakmak istediğini sık sık kendine hatırlatan biri olarak görüyorum. Zaman içinde kendimle ilgili önemli bir şey keşfettim. Yenilik üretmek, dönüşüme öncülük etmek ve insanlara gerçekten fayda sağlayacak işler yapmak bana huzur veriyor. Sanırım beni girişimciliğe taşıyan en temel motivasyon da buydu.
Fermente Bahçem’in yolculuğunun en başında ekibimize “İnsanlığa ve ailemize faydalı işler yapma hayalimizi tüm yolculuğumuz boyunca devam ettirelim.” cümlesini söylemiştim. Çünkü benim için bu girişim hiçbir zaman sadece bir marka kurmak olmadı; değer üreten bir yolculuk oldu. Girişimcilik yönümü ise üniversiteden mezun olduktan sonra keşfettim. İlk girişimim, tekstil sektöründe ortaya çıkan fazla kumaşların yeniden değerlendirilmesini amaçlayan sürdürülebilirlik odaklı bir sosyal girişimdi. Bir problemin çözümüne katkı sunabilmenin beni ne kadar motive ettiğini o süreçte fark ettim.
Fermente Bahçem ise ailemiz ve sevdiklerimiz için özenle ürettiğimiz doğal gıdaların aslında daha fazla insanın da ihtiyacı olduğunu görmemizle doğdu. Bugün de aynı motivasyonla ilerliyorum. Kendimi hala öğrenen, değişen, dönüşen; hem kendisini hem de girişimini her gün biraz daha geliştirmeye çalışan bir girişimci olarak tanımlıyorum.
2- Sizin için gerçek başarı nedir?
Bence başarı, yol sizi ne kadar değiştirirse değiştirsin, yola çıkma nedeninizi unutmamaktır. Benim için gerçek başarı, doğal fermantasyonun kendisine çok benziyor. Ve biliyorsunuz bu benim işim. Çünkü doğal fermantasyon zaman, sabır ve doğru yöntemi gerektirir. Süreci hızlandırabilirsiniz ama ortaya çıkan sonuç aynı olmaz. Hayatın ve girişimciliğin de bundan çok farklı olmadığını düşünüyorum.
Bu yüzden bugün yaptığım işten her gün yeniden gurur duyuyorum. Doğal fermantasyon bana yalnızca üretmeyi değil, beklemeyi, sürece güvenmeyi ve acele etmemeyi öğretti. İş hayatında da aynı bakış açısını benimsiyorum. Bana göre bir gıda markası kurmak yalnızca ürün üretmekten ibaret olmamalı. Bir değer üretmeli, güven inşa etmeli ve yıllar sonra bile ilk günkü üretim anlayışını koruyabilmeli. Gerçek başarı, büyürken özünü kaybetmemektir.

Yolculuğumda tanıştığım ve gerçekten iz bırakan insanların ortak bir özelliğini gördüm. Ne kadar büyük başarılara ulaşmış olurlarsa olsunlar, nereden geldiklerini unutmuyorlar. Değişiyorlar, gelişiyorlar ama özlerinden uzaklaşmıyorlar. Bunun çok kıymetli olduğuna inanıyorum. Bir diğer önemli nokta ise hiçbir zaman “Tamam, oldum.” dememek. Hayat her gün yeni bir şey öğretiyor. Yolculuk boyunca ne kadar deneyim kazanırsanız kazanın, kendinizi yeniden öğrenmeye açık tutabilmek bence başarının en önemli parçalarından biri.
3- Fermente Bahçem’in arkasındaki hikaye nedir? Sizi bu girişimi kurmaya iten en önemli motivasyon ne oldu?
Fermente Bahçem’in hikayesi aslında annemin mutfağında başladı. Doğal fermantasyonla ilk tanıştığım yer de orasıydı. Ailemizde yıllardır kendi sağlığımız ve sevdiklerimiz için katkısız, doğal fermente gıdalar üretilirdi. O dönem bunun özel bir şey olduğunu düşünmüyordum; bizim için hayatın doğal akışı buydu. Zamanla market raflarında ürünlerin içeriklerini daha dikkatli incelemeye başladım. Katkı maddeleri, koruyucular ve hızlandırılmış üretim yöntemleri bana şunu düşündürdü: Aslında bizim evimizde doğal kabul ettiğimiz bu üretim anlayışına yalnızca bizim değil, çok daha fazla insanın ihtiyacı var.
Fermente Bahçem tam da bu düşünceden doğdu. Amacımız sadece doğal ürün üretmek değil, geleneksel doğal fermantasyon bilgisini bilimsel yaklaşımla bir araya getirerek insanların güvenle tüketebileceği gıdalar geliştirmekti. Bu yolculukta sürdürülebilirlik bakış açımın da büyük etkisi oldu. Üniversite sonrası ilk girişimim de sürdürülebilirlik üzerineydi ve üretim süreçlerinde ortaya çıkan atıkların aslında doğru bakış açısıyla yeniden değerlendirilebileceğini gösterdik. Bu düşünceyi Fermente Bahçem’e de taşıdık. Bugün üretimimizde ortaya çıkan meyve posalarını ve fermantasyon kültürlerini yeniden değerlendirerek döngüsel bir üretim modeli oluşturuyoruz.
Sanırım bunun temelinde çocukluğumdan beri gördüğüm bir alışkanlık var. Annem hiçbir zaman meyve kabuklarını ya da çekirdeklerini “atık” olarak görmezdi. Onları mutlaka başka bir faydaya dönüştürürdü. Ben de bu kültürle büyüdüm. Bu yüzden bana göre atık çoğu zaman bir maddenin değil, bakış açısının sonucudur. Doğru bakmayı öğrendiğimizde dönüşüm kaçınılmaz oluyor. Belki de bu yüzden Fermente Bahçem’in en sevdiğim cümlesi şu: “Dönüştürmek bizim doğamızda var.” Çünkü bugün yaptığımız iş sadece doğal fermantasyonla katkısız ve koruyucusuz gıdalar üretmek, yalnızca insan sağlığını desteklemek değil; aynı zamanda doğaya, üretime ve hayata farklı bir gözle bakabilmek.
‘’Bence başarı, yol sizi ne kadar değiştirirse değiştirsin, yola çıkma nedeninizi unutmamaktır.’’ – Sanem Koçak
4- Hem girişimci hem de üretici kimliğinizle geriye dönüp baktığınızda, aldığınız en doğru karar neydi?
Ben yalnızca bu markanın kurucusu değil, aynı zamanda üreticisiyim. Bence bu, Fermente Bahçem’i şekillendiren en önemli kararlardan biri oldu. Çünkü yolun en başında üretimi dışarıya bırakmak yerine, kendi üretimimizi yapmayı tercih ettik. Sanırım aldığımız en doğru karar da buydu: Hızlı büyümeyi değil, sağlam bir temel kurmayı seçmek.
Hem girişimci hem de üretici olmak elbette kolay değil. Ham maddenin seçiminden doğal fermantasyon sürecine, mevzuata uygunluğa, etiket tasarımından ürün geliştirmeye, satıştan pazarlamaya kadar her sürecin içindeyiz. Yorucu olduğu zamanlar oluyor ama ürünümüzün her detayını biliyor olmak bize büyük bir sorumluluk duygusu ve aynı zamanda önemli bir güç kazandırıyor. Bugün ürünlerimizi ilk kez deneyen insanlardan en çok duyduğumuz yorumlardan biri, “Gerçekten lezzetli.” oluyor. Bence bu tesadüf değil. Bir ürünün karakteri, üretimin her aşamasına gösterilen özenle oluşuyor.
Bir diğer konu ise sürdürülebilirlik anlayışımız. Üretirken yalnızca ürünü değil, doğayı da düşünüyoruz. Meyve posalarını yeniden değerlendirmenin yanında, fermantasyon kültürlerini de gıda üretiminde değerlendiren Türkiye’de ilk ve tek marka olarak döngüsel bir üretim modeli oluşturduk. Bu yaklaşımımızın iklim alanında 2025 yılında ödülle takdir edilmesi elbette bizi mutlu etti. Ancak bizim için asıl değerli olan, üretirken geride mümkün olduğunca az iz bırakabilmek.
Bugün geriye dönüp baktığımda şunu görüyorum: Üretimin her aşamasına hakim bir marka inşa ettik. Bana göre uzun vadede en doğru yatırım da buydu.
-
Etkinlik9 ay ago
BTG25 Zirvesi Maltepe Üniversitesi’nde Rekor İlgiyle Gerçekleşti: Girişimcilik Ateşi Yakıldı
-
Röportajlar9 ay agoHermanas Hair & Makeup ile Gelin Makyajında Kusursuz Güzelliğin Sırrı
-
Cemiyet9 ay agoSheraton Ataköy’de Görkemli Düğün
-
Röportajlar7 ay agoVeri Konuşur Biz Tercüme Ederiz ; Gökhan Acar
-
Röportajlar9 ay agoYapay Zekâ Yanıtlarında Topluluk Tabanlı Içeriklerin Etkisi
-
Röportajlar9 ay agoYükselen Yıldız Arya: Kalem ve Kılıç Arasında Bir Yaşam Felsefesi
-
Röportajlar8 ay agoManuel Terapi ile Fıtık Küçülür Mü? Fizyoterapist Zafer Aksungur Anlatıyor
-
Röportajlar7 ay agoGüç ve Denge ; Serpil Süzen
