Röportajlar
Sistemik Sessizlik; Hakan Çelik
Ben Hakan Çelik. Elektronik ve İşletme alanlarındaki akademik altyapımı, 2021 yılından bu yana girişimcilik ekosistemi içerisinde aktif bir saha tecrübesiyle birleştiriyorum. Kariyer yolculuğum boyunca her zaman teknolojinin operasyonel verimlilikle buluştuğu noktada, ölçülebilir katma değer yaratmaya odaklandım. RouteWise, karmaşık lojistik sistemlerini daha yalın, yönetilebilir ve en önemlisi güvenli hale getirme arayışımızın bir sonucu olarak doğdu.
Biz burada sadece sürücü ve yol izleme donanımı geliştirmiyoruz; aslında bu donanımların ürettiği veriyi, sürücülerin hayatına dokunacak, onların güvenliğini ve çalışma konforunu artıracak birer yol arkadaşına dönüştürüyoruz. Amacımız, teknolojiyi sadece bir denetim mekanizması olarak değil; sürücüyü koruyan, hataları eğitimle minimize eden ve sahada karşılaşılan zorlukları hafifleten bir rehber olarak konumlandırmak.
Sektörünüzü en temelden sarsacak ve iş yapış şekillerini kalıcı olarak değiştirecek tek bir trend veya teknoloji ne olacak?
Tek kelimeyle: Otonom karar mekanizmaları. Yakında sistemler sadece öneri sunmayacak, insan müdahalesi olmadan dinamik kararlar alacak.
Bu akıllı otonomi, operasyonları anlık veriye göre optimize ederek verimlilik standartlarını kökten değiştirecek.
Bugünün trendlerinden hangisinin 5 yıl sonra tamamen kaybolacağını düşünüyorsunuz?
“Ham veri koleksiyonculuğu” sona erecek; kullanılmayan veri bir varlık değil, maliyetli bir yük olarak görülecek.
Gelecek, çok veri toplamakta değil; “small & smart data” ile en doğru kararı hızlıca alabilmekte. Veri istifçiliği yerini, anlamlandırılmış ve aksiyona dönüşen analitiğe bırakacak.
Bir liderin en büyük sorumluluğu “geleceği tasarlamak” ve “ekip kültürünü derinleştirmektir.” Bu iki durum arasındaki makası daraltmak için delegasyonu bir yönetim felsefesi olarak benimsiyorum. Hakan Çelik

Sizin için gerçek başarı nedir? Finansal hedeflere ulaşmanın yanı sıra, kendinizi ve şirketinizi başarılı saymanızı sağlayan o nihai ölçüt nedir?
Finansal kârlılık ve pozitif nakit akışı bir şirketin yaşamını sürdürmesi için yakıttır ama bizim için “varış noktası” değildir. Benim gerçek başarı ölçütüm: “Sistemik Sessizlik”. Eğer bir operasyonun içindeki stresi azaltabiliyorsak, filolarda minimum ihlal eğitimlerinden sonuç alıyorsak, bir şoförün ailesine ayırdığı vakti artırabiliyorsak ve gereksiz kat edilen her kilometreyi engelleyerek karbon ayak izini somut bir şekilde düşürüyorsak kendimizi başarılı sayıyoruz. Kaosun yerini huzurlu ve tıkır tıkır işleyen bir sisteme bıraktığını görmek ve filolarda insana bağlı kazaları olabildiğince engelleyebiliyorsak, bu bizim için en büyük kâr marjından daha değerli.
Yapay zekânın mesleğinizde “insanı” hangi alanda asla ikame edemeyeceğini düşünüyorsunuz?
“Etik Sezgi ve Bağlam Kurma.” Bir algoritma size en verimli yolu çizebilir ama o yolun sonundaki müşterinin kırılan kalbini veya bir saha çalışanının o günkü düşük motivasyonunun sebebini anlayamaz. İnsan, veriler arasında olmayan “satır aralarını” okuyabilir. Toplumsal faydayı gözetmek, etik sınırlar çizmek ve bir vizyon etrafında insanları birleştirmek gibi “ruh” gerektiren alanlarda yapay zeka her zaman bir yardımcı olarak kalacaktır.
İş dünyasında “başarı” uğruna kaybedilen en değerli şey sizce ne oluyor genelde?
Kaybettiğimiz şey “keşfetme coşkusu.” Başarıyı sadece rakamlara ve KPI’lara indirgedikçe, deneme-yanılma cesaretimizi ve öğrenme refleksimizi zayıflatıyoruz. Bu da bizi daha güvenli ama daha az yaratıcı kararlar alan yapılara dönüştürüyor.
Oysa gerçek inovasyon, hata yapma özgürlüğü ve “acaba ne olur?” sorusunun peşinden gitmekle doğar. Bu alan daraldığında, girişimciliğin en değerli dinamik ruhunu da kaybetmiş oluruz.
Röportajlar
Kendi Teknolojimizi Geliştirme Kültürü: Osman Bender
1. Bize kendinizden bahsedebilir misiniz?
Çocukluğumdan beri teknolojinin nasıl çalıştığını anlamaya meraklıydım. Bu merak zamanla mesleğime dönüştü. Yaklaşık sekiz yıldır siber güvenlik, sistem ve ağ teknolojileri alanında çalışıyor, kurumların kritik altyapılarının güvenli ve kesintisiz çalışmasına yönelik projeler yürütüyorum.
Teknik alandaki deneyimim zamanla ekip liderliği ve proje yönetimi sorumluluklarıyla birleşti. Bugün başarılı projelerin yalnızca doğru teknolojilerle değil, güçlü ekip çalışması, doğru planlama ve etkili iletişimle hayata geçtiğine inanıyorum. Teknik ve yönetsel bakış açısını bir araya getirerek kurumların dijital dönüşüm süreçlerine değer katmaya odaklanıyorum.
2. Sektörünüzü en temelden sarsacak ve iş yapış şekillerini kalıcı olarak değiştirecek tek bir trend veya teknoloji ne olacak?
Yapay zeka destekli otomasyonlar. Çünkü günümüzde siber güvenlikte tehditlerin sayısı ve hızı artık insan gücüyle tek başına yönetilebilecek seviyenin çok üzerinde. Yapay zeka, saldırıları analiz eden, anomali tespit eden ve belirli senaryolarda otomatik aksiyon alabilen sistemlerle güvenlik operasyonlarının ayrılmaz bir parçası haline geldi.
Bu durum iş yapış şekillerini de değiştiriyor. Güvenlik ekipleri artık yalnızca alarmları inceleyen ekipler değil, yapay zeka destekli sistemleri yöneten, doğrulayan ve sürekli geliştiren ekipler haline geliyor. Önümüzdeki dönemde teknik bilgi kadar, bu sistemleri doğru kurgulamak ve yönetebilmek de kritik bir yetkinlik olacak.
3. Sizin için gerçek başarı nedir? Finansal hedeflere ulaşmanın yanı sıra, kendinizi ve şirketinizi başarılı saymanızı sağlayan o nihai ölçüt nedir?
Benim için gerçek başarı, kendimin en iyi versiyonuna her gün biraz daha yaklaşabilmek. Elbette şirketin büyümesi ve finansal hedeflere ulaşması önemli ancak bunlar tek başına yeterli değil. Yeni şeyler öğrenmeye devam edebiliyor ve yaptığımız işlerle insanların hayatını ya da iş süreçlerini gerçekten kolaylaştırabiliyorsak, bunu başarı olarak görüyorum.
Başarıyı yalnızca ulaşılan hedeflerle değil, bırakılan etkiyle ölçüyorum. Doğru kararlar alabilmek, güven oluşturabilmek ve uzun yıllar sonra bile değer üretmeye devam eden işler ortaya koyabilmek benim için finansal başarının ötesinde bir anlam taşıyor.
4. Bir lider olarak zamanınızı en çok neye harcadığınızı düşünüyorsunuz ve aslında en çok neye harcamanız gerektiğini biliyor musunuz? Bu iki durum arasındaki farkı nasıl yönetiyorsunuz?
Teknoloji sektöründe liderlerin en büyük tuzağı, günlük operasyonların içinde kaybolmak. Bir sorun çıktığında onu çözmek, çoğu zaman uzun vadeli plan yapmaktan daha cazip geliyor.
Bana göre liderin asıl görevi, bugünün sorunlarını çözmekten çok yarının sorunlarını azaltacak sistemleri kurmaktır. Bu nedenle kendime sürekli şu soruyu soruyorum. “Şu an yaptığım işi benden başka biri yapabilir mi?” Eğer cevap evetse, o işi devretmeye çalışıyorum. Böylece zamanımı stratejiye, süreç geliştirmeye ayırmaya çalışıyorum.

5. Bugünün trendlerinden hangisinin 5 yıl sonra tamamen kaybolacağını düşünüyorsunuz?
Bugün birçok teknoloji çok hızlı popülerleşiyor. Hatta bazen daha ne işe yaradığını tam anlamadan herkesin konuştuğu bir konu haline geliyor. Bence beş yıl sonra kaybolacak olan trend, her yeni teknolojiyi sorgulamadan benimseme anlayışı olacak. İnsanlar ve şirketler, popüler olana değil gerçekten fayda sağlayana odaklanacak.
6. Yapay zekânın mesleğinizde “insanı” hangi alanda asla ikame edemeyeceğini düşünüyorsunuz?
Bence yapay zeka mesleğimizde birçok işi dönüştürecek ve kolaylaştıracak. Ancak siber güvenlikte bazı kararlar yalnızca teknik verilere dayanmaz. Ticari riskler, hukuki sorumluluklar ve insan faktörü birlikte değerlendirilir. Bu nedenle yapay zeka güçlü bir destek sunarken, insanın rolü de uygulayan taraftan çok denetleyen, doğrulayan ve nihai kararı veren tarafa evrilecek.
”Benim için gerçek başarı, kendimin en iyi versiyonuna her gün biraz daha yaklaşabilmek” – Osman Bender
7. Türkiye’de bu alanda yapılmayan ama yapılması gereken ilk şey sizce ne?
Bence en önemli ihtiyaç, kendi teknolojimizi geliştirme kültürünü daha da güçlendirmek. Bugün birçok başarılı entegrasyon projesi gerçekleştiriyoruz ancak siber güvenlik alanında dünya ile rekabet edebilecek daha fazla yerli ürün ve teknoloji üretmemiz gerekiyor. Bunun için uzun vadeli düşünmek ve Ar-Ge’yi stratejik bir yatırım olarak görmek büyük önem taşıyor.
8. İş dünyasında “başarı” uğruna kaybedilen en değerli şey sizce ne oluyor genelde?
Ulaşmak istediğim her başarı, kendi hayallerimi gerçekleştirmek için attığım bir adım olsa da başarı uğruna en çok kaybedilen şeyin kendimize ve sevdiklerimize ayırdığımız zaman olduğunu düşünüyorum. Bazen hedeflerimizin peşinden koşarken durup gerçekten neyi ihmal ettiğimizi de sorgulamak gerekiyor. Çünkü başarı değerlidir ancak birlikte geçirilen ve geri getirilemeyen anlar çok daha değerlidir.
Röportajlar
Güler Yüzü Benimsemek: Emre Osanmaz
1. Bize Kendinizden bahsedebilir misiniz?
Emre Osanmaz ben Gaziantep’in merkezinde 12 Nisan 1993 yılında doğdum 4 kişilik çekirdek bir ailenin büyük çocuğuyum, öğrenim hayatımı 18’ime kadar Gaziantep’te geçirdim. Daha sonra üniversite yaşamım için Antalya’ya göç etme başladı, ilk sene üniversiteyi yanlış tercih yapıp, gitmedim ve ikinci kez üniversite sınavına girmek için hem Antalya da çalıştım hem de sınava girdim. Antalya Akdeniz Turizm ve Otelcilik Meslek Yüksek Okulunu 2 yıllık olarak bitirdim. En kısa haliyle yoksa daha çok şey söylenebilirdi kendim hakkında
2. Sektörünüzü en temelden sarsacak ve iş yapış şekillerini kalıcı olarak değiştirecek tek bir trend veya teknoloji ne olacak?
Sektörüm Turizm ve M.I.C.E üzerine kurulu, aslında biz bu dönemi pandemi zamanında trend ve teknoloji çağının örneklerini yaşamış bulunduk, metaverse evler bile satışa çıkarılarak ilerlediğimiz zamanlar oldu hatırlarsanız. Bu bakımdan ilerde iş yapış modellerimiz bir noktada yapay zeka gerçekliği ile etkileşim içine girebileceğimiz sanal dünya da etkinlikler kısmına geçiyor olacağız.

3. Sizin için gerçek başarı nedir? Finansal hedeflere ulaşmanın yanı sıra, kendinizi ve şirketinizi başarılı saymanızı sağlayan o nihai ölçüt nedir?
Benim için gerçek başarı saygınlık kazanıldığı zaman ilerlenmesidir. Adımın benden önde ilerleyerek yürümesi olacaktır. Sektörümüzün başarılı sayılacak ölçüt durumu bulunmamakta olup her güzel sonuçla biten etkinlik sonunda “teşekkürler” ile biten güler yüzlü vedalardır.
4. Bir lider olarak zamanınızı en çok neye harcadığınızı düşünüyorsunuz ve aslında en çok neye harcamanız gerektiğini biliyor musunuz? Bu iki durum arasındaki farkı nasıl yönetiyorsunuz?
Aslında hep 2 kelime bana motivasyon olmuştur. 1. Kelime “Yeni” 2.kelime ise “Deneyim” hiç bilmediğiniz yeni yerleri görmek ile başlayan yeni başlayan her şeyin sonu olduğu gibi her sonun başlangıcı yeniliktir. Bu beni her zaman motive etmiştir. Deneyim tarafında yaşamış olduğum deneyimleri lider olarak yeni nesil kişilere aktarmaya çalışmak onlara bu deneyimlerden ne kazanç ve ne kaybettiğini belirtmek motive eden durumlardır.
5. Bugünün trendlerinden hangisinin 5 yıl sonra tamamen kaybolacağını düşünüyorsunuz?
Bir çok öngörüm var aslında şu an her adımda influcer karşımıza çıkmaya başladı, bunu daha çok yapay zekalı dijital karakterlerli topluluklara geçebilir. İş anlamında bir kere haftanın 5 günü 9-5 mesai harcaması bitiyor olacaktır. Fiziksel ödeme koşulları kart gibi şeyler artık yerini dijital temassız yere bırakacaktır.

‘’Benim için gerçek başarı saygınlık kazanıldığı zaman ilerlenmesidir. Adımın benden önde ilerleyerek yürümesi olacaktır. Sektörümüzün başarılı sayılacak ölçüt durumu bulunmamakta olup her güzel sonuçla biten etkinlik sonunda ‘’teşekkürler’’ ile biten güler yüzlü vedalardır’’ – Emre Osanmaz
6. Yapay zekânın mesleğinizde “insanı” hangi alanda asla ikame edemeyeceğini düşünüyorsunuz?
Fiziksel olan her etkinlikte her yaşanılan anılarda yapay zekâ bizlerin dokunamayacağı bakir alanlar olacaktır. Bir sahnenin kurulumu başlanması, bir fotoğraf köşesinin kurulumu bunları insan gücü olmadan yapamayacağımız tek durum olduğu gibi bu sahnenin önünde yapılan sunumlar, eğlenmeler bunların önüne geçemeyecektir.
Röportajlar
Dönüştürmek Bizim Ruhumuzda Var; Sanem Koçak
1- Bize kendinizden bahsedebilir misiniz?
Genellikle bu soru sorulduğunda ilk olarak unvanlarımızı ya da yaptığımız işi anlatıyoruz. Ben biraz farklı bir yerden başlamak isterim. Kendimi, yaşam yolculuğunu sorgulayan, bu dünyaya nasıl bir iz bırakmak istediğini sık sık kendine hatırlatan biri olarak görüyorum. Zaman içinde kendimle ilgili önemli bir şey keşfettim. Yenilik üretmek, dönüşüme öncülük etmek ve insanlara gerçekten fayda sağlayacak işler yapmak bana huzur veriyor. Sanırım beni girişimciliğe taşıyan en temel motivasyon da buydu.
Fermente Bahçem’in yolculuğunun en başında ekibimize “İnsanlığa ve ailemize faydalı işler yapma hayalimizi tüm yolculuğumuz boyunca devam ettirelim.” cümlesini söylemiştim. Çünkü benim için bu girişim hiçbir zaman sadece bir marka kurmak olmadı; değer üreten bir yolculuk oldu. Girişimcilik yönümü ise üniversiteden mezun olduktan sonra keşfettim. İlk girişimim, tekstil sektöründe ortaya çıkan fazla kumaşların yeniden değerlendirilmesini amaçlayan sürdürülebilirlik odaklı bir sosyal girişimdi. Bir problemin çözümüne katkı sunabilmenin beni ne kadar motive ettiğini o süreçte fark ettim.
Fermente Bahçem ise ailemiz ve sevdiklerimiz için özenle ürettiğimiz doğal gıdaların aslında daha fazla insanın da ihtiyacı olduğunu görmemizle doğdu. Bugün de aynı motivasyonla ilerliyorum. Kendimi hala öğrenen, değişen, dönüşen; hem kendisini hem de girişimini her gün biraz daha geliştirmeye çalışan bir girişimci olarak tanımlıyorum.
2- Sizin için gerçek başarı nedir?
Bence başarı, yol sizi ne kadar değiştirirse değiştirsin, yola çıkma nedeninizi unutmamaktır. Benim için gerçek başarı, doğal fermantasyonun kendisine çok benziyor. Ve biliyorsunuz bu benim işim. Çünkü doğal fermantasyon zaman, sabır ve doğru yöntemi gerektirir. Süreci hızlandırabilirsiniz ama ortaya çıkan sonuç aynı olmaz. Hayatın ve girişimciliğin de bundan çok farklı olmadığını düşünüyorum.
Bu yüzden bugün yaptığım işten her gün yeniden gurur duyuyorum. Doğal fermantasyon bana yalnızca üretmeyi değil, beklemeyi, sürece güvenmeyi ve acele etmemeyi öğretti. İş hayatında da aynı bakış açısını benimsiyorum. Bana göre bir gıda markası kurmak yalnızca ürün üretmekten ibaret olmamalı. Bir değer üretmeli, güven inşa etmeli ve yıllar sonra bile ilk günkü üretim anlayışını koruyabilmeli. Gerçek başarı, büyürken özünü kaybetmemektir.

Yolculuğumda tanıştığım ve gerçekten iz bırakan insanların ortak bir özelliğini gördüm. Ne kadar büyük başarılara ulaşmış olurlarsa olsunlar, nereden geldiklerini unutmuyorlar. Değişiyorlar, gelişiyorlar ama özlerinden uzaklaşmıyorlar. Bunun çok kıymetli olduğuna inanıyorum. Bir diğer önemli nokta ise hiçbir zaman “Tamam, oldum.” dememek. Hayat her gün yeni bir şey öğretiyor. Yolculuk boyunca ne kadar deneyim kazanırsanız kazanın, kendinizi yeniden öğrenmeye açık tutabilmek bence başarının en önemli parçalarından biri.
3- Fermente Bahçem’in arkasındaki hikaye nedir? Sizi bu girişimi kurmaya iten en önemli motivasyon ne oldu?
Fermente Bahçem’in hikayesi aslında annemin mutfağında başladı. Doğal fermantasyonla ilk tanıştığım yer de orasıydı. Ailemizde yıllardır kendi sağlığımız ve sevdiklerimiz için katkısız, doğal fermente gıdalar üretilirdi. O dönem bunun özel bir şey olduğunu düşünmüyordum; bizim için hayatın doğal akışı buydu. Zamanla market raflarında ürünlerin içeriklerini daha dikkatli incelemeye başladım. Katkı maddeleri, koruyucular ve hızlandırılmış üretim yöntemleri bana şunu düşündürdü: Aslında bizim evimizde doğal kabul ettiğimiz bu üretim anlayışına yalnızca bizim değil, çok daha fazla insanın ihtiyacı var.
Fermente Bahçem tam da bu düşünceden doğdu. Amacımız sadece doğal ürün üretmek değil, geleneksel doğal fermantasyon bilgisini bilimsel yaklaşımla bir araya getirerek insanların güvenle tüketebileceği gıdalar geliştirmekti. Bu yolculukta sürdürülebilirlik bakış açımın da büyük etkisi oldu. Üniversite sonrası ilk girişimim de sürdürülebilirlik üzerineydi ve üretim süreçlerinde ortaya çıkan atıkların aslında doğru bakış açısıyla yeniden değerlendirilebileceğini gösterdik. Bu düşünceyi Fermente Bahçem’e de taşıdık. Bugün üretimimizde ortaya çıkan meyve posalarını ve fermantasyon kültürlerini yeniden değerlendirerek döngüsel bir üretim modeli oluşturuyoruz.
Sanırım bunun temelinde çocukluğumdan beri gördüğüm bir alışkanlık var. Annem hiçbir zaman meyve kabuklarını ya da çekirdeklerini “atık” olarak görmezdi. Onları mutlaka başka bir faydaya dönüştürürdü. Ben de bu kültürle büyüdüm. Bu yüzden bana göre atık çoğu zaman bir maddenin değil, bakış açısının sonucudur. Doğru bakmayı öğrendiğimizde dönüşüm kaçınılmaz oluyor. Belki de bu yüzden Fermente Bahçem’in en sevdiğim cümlesi şu: “Dönüştürmek bizim doğamızda var.” Çünkü bugün yaptığımız iş sadece doğal fermantasyonla katkısız ve koruyucusuz gıdalar üretmek, yalnızca insan sağlığını desteklemek değil; aynı zamanda doğaya, üretime ve hayata farklı bir gözle bakabilmek.
‘’Bence başarı, yol sizi ne kadar değiştirirse değiştirsin, yola çıkma nedeninizi unutmamaktır.’’ – Sanem Koçak
4- Hem girişimci hem de üretici kimliğinizle geriye dönüp baktığınızda, aldığınız en doğru karar neydi?
Ben yalnızca bu markanın kurucusu değil, aynı zamanda üreticisiyim. Bence bu, Fermente Bahçem’i şekillendiren en önemli kararlardan biri oldu. Çünkü yolun en başında üretimi dışarıya bırakmak yerine, kendi üretimimizi yapmayı tercih ettik. Sanırım aldığımız en doğru karar da buydu: Hızlı büyümeyi değil, sağlam bir temel kurmayı seçmek.
Hem girişimci hem de üretici olmak elbette kolay değil. Ham maddenin seçiminden doğal fermantasyon sürecine, mevzuata uygunluğa, etiket tasarımından ürün geliştirmeye, satıştan pazarlamaya kadar her sürecin içindeyiz. Yorucu olduğu zamanlar oluyor ama ürünümüzün her detayını biliyor olmak bize büyük bir sorumluluk duygusu ve aynı zamanda önemli bir güç kazandırıyor. Bugün ürünlerimizi ilk kez deneyen insanlardan en çok duyduğumuz yorumlardan biri, “Gerçekten lezzetli.” oluyor. Bence bu tesadüf değil. Bir ürünün karakteri, üretimin her aşamasına gösterilen özenle oluşuyor.
Bir diğer konu ise sürdürülebilirlik anlayışımız. Üretirken yalnızca ürünü değil, doğayı da düşünüyoruz. Meyve posalarını yeniden değerlendirmenin yanında, fermantasyon kültürlerini de gıda üretiminde değerlendiren Türkiye’de ilk ve tek marka olarak döngüsel bir üretim modeli oluşturduk. Bu yaklaşımımızın iklim alanında 2025 yılında ödülle takdir edilmesi elbette bizi mutlu etti. Ancak bizim için asıl değerli olan, üretirken geride mümkün olduğunca az iz bırakabilmek.
Bugün geriye dönüp baktığımda şunu görüyorum: Üretimin her aşamasına hakim bir marka inşa ettik. Bana göre uzun vadede en doğru yatırım da buydu.
-
Etkinlik9 ay ago
BTG25 Zirvesi Maltepe Üniversitesi’nde Rekor İlgiyle Gerçekleşti: Girişimcilik Ateşi Yakıldı
-
Röportajlar9 ay agoHermanas Hair & Makeup ile Gelin Makyajında Kusursuz Güzelliğin Sırrı
-
Cemiyet9 ay agoSheraton Ataköy’de Görkemli Düğün
-
Röportajlar7 ay agoVeri Konuşur Biz Tercüme Ederiz ; Gökhan Acar
-
Röportajlar9 ay agoYapay Zekâ Yanıtlarında Topluluk Tabanlı Içeriklerin Etkisi
-
Röportajlar9 ay agoYükselen Yıldız Arya: Kalem ve Kılıç Arasında Bir Yaşam Felsefesi
-
Röportajlar8 ay agoManuel Terapi ile Fıtık Küçülür Mü? Fizyoterapist Zafer Aksungur Anlatıyor
-
Röportajlar7 ay agoGüç ve Denge ; Serpil Süzen
