Sağlık
Op. Dr. Murat Acar ile Jinekomasti Cerrahisi: Özgüvene Açılan Kapı
Erkeklerde meme dokusunun normal boyutların üzerine çıkmasıyla karakterize edilen jinekomasti, hem estetik hem de psikolojik etkileri olan yaygın bir tablodur. Türkiye’de erkek nüfusun yaklaşık %35’inde çeşitli seviyelerde gözlemlenen bu durum, sıklıkla ergenlik ve yetişkinlik evrelerinde belirginleşir. Op. Dr. Murat Acar, durumu şöyle özetliyor: “Jinekomasti sadece fiziksel bir görüntü sorunu değildir; aynı zamanda sosyal çekingenliğe, özgüven eksikliğine ve yaşam kalitesinin düşmesine neden olan bütüncül bir problemdir.”
Jinekomastinin Altında Yatan Nedenler ve Çeşitleri
Çok faktörlü bir yapıya sahip olan jinekomastide, doğru tedavi planı için altta yatan nedenin saptanması kritik bir adımdır. En sık karşılaşılan neden, östrojen ve testosteron hormonları arasındaki dengesizliktir. Bu denge; ergenlik, yaşlanma süreci veya metabolik rahatsızlıklar nedeniyle bozulabilir. Bunun yanı sıra genetik yatkınlık, hareketsiz yaşam, obezite ve hızlı kilo alımı riski artıran faktörlerdir. Ayrıca alkol kullanımı ile bazı kalp ilaçları, steroidler ve antidepresanlar da jinekomastiyi tetikleyebilir.
Görülen Temel Jinekomasti Tipleri:
- Glandüler Tip: Meme bezinin büyümesinden kaynaklanır ve doku yapısı daha serttir.
- Lipomatöz Tip: Yağ dokusundaki artışa bağlı gelişir, daha yumuşak bir kıvamdadır.
- Karışık Tip: Hem yağ hem de bez dokusunun birlikte büyüdüğü, en sık rastlanan formdur.
Op. Dr. Murat Acar ile Tedavi Süreci ve Teşhis
20 yılı aşan plastik cerrahi tecrübesiyle Op. Dr. Murat Acar, her hastasına bir sanatçı titizliğiyle yaklaşmaktadır. Vita Estetik’in modern teknolojik altyapısı ve uzman ekibiyle süreç mükemmelliyetçi bir çizgide yürütülür. Tanı aşamasında; kapsamlı fiziksel muayene ve hasta öyküsü dinlenir. Ayrıca ultrason ile doku analizi yapılır, hormon testleri istenir ve kişiye özel bir cerrahi yol haritası çıkarılır.
Cerrahi Yöntemler ve Uygulama
Jinekomasti ameliyatlarında en sık başvurulan yöntem liposuction (yağ alma) işlemidir; bu sayede fazla yağ dokusu vakumla tahliye edilir. Bez dokusunun yoğun olduğu durumlarda ise doku çıkarımı (eksizyon) uygulanır. Eğer deri fazlalığı mevcutsa, bu doku da estetik prensiplere uygun olarak alınır. Anestezi türü hasta özelinde belirlenirken, operasyon ortalama 1 ila 3 saat arasında tamamlanır.
İyileşme Süreci ve Sonuçlar
Vita Estetik bünyesinde ameliyat sonrası süreç, hasta konforunu merkeze alan sıkı bir takiple yönetilir:
- İlk 24 Saat: Dinlenme, ağrı yönetimi ve özel korse kullanımı başlar.
- İlk 1 Hafta: Hastalar genellikle günlük rutinlerine ve sosyal yaşamlarına dönebilir.
- 10. Gün: Morluk ve şişlikler büyük ölçüde azalır, dikiş kontrolleri sağlanır.
- 3-6 Ay: Göğüs bölgesi doğal formuna kavuşur ve nihai estetik sonuç ortaya çıkar.
Op. Dr. Murat Acar’dan İyileşme Dönemi İçin Altın Öneriler
Tecrübeli cerrah Op. Dr. Murat Acar, operasyon başarısını artırmak ve süreci hızlandırmak için şu tavsiyelerde bulunuyor:
- 4-6 hafta boyunca özel kompresyon korsesinin aksatılmadan kullanılması.
- İlk 3 hafta ağır kaldırmaktan ve zorlayıcı egzersizlerden kaçınılması.
- Dengeli beslenme ve bol su tüketimine özen gösterilmesi.
- Doktor kontrollerinin ve takiplerin düzenli yapılması.
- Reçete edilen ilaçların talimatlara uygun kullanılması.
- Operasyon bölgesinin güneşten ve darbelerden korunması.
Op. Dr. Acar, vizyonunu şu sözlerle tamamlıyor: “Hedefimiz yalnızca göğüs bölgesini estetik olarak düzeltmek değil, hastamızın kaybettiği özgüveni geri kazandırarak hayat standartlarını yükseltmektir. En büyük başarımız, hastalarımızın mutluluğudur.”
Sağlık
Dik Duramıyorsanız Dikkat! Uzman Fizyoterapistten ‘Omurga Sağlığı’ Uyarısı ve Koruyucu Öneriler
Günlük yaşamın büyük bölümünü masa başında, bilgisayar veya telefon ekranına eğilerek geçiren milyonlarca kişi için omurga sağlığı giderek daha kritik bir konu haline geliyor. Özellikle dik durmakta zorlanan, gün sonunda boyun ve ense ağrısı yaşayan bireyler için Fizyoterapist Zafer Aksungur, boyun düzleşmesi ve buna bağlı gelişen ağrılar hakkında dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu…
Boyun düzleşmesi neden ortaya çıkıyor?
Boyun omurgası, doğal bir eğriliğe sahiptir. Bu eğriliğin kaybolması, boyun düzleşmesi olarak adlandırılıyor. Normal şartlarda boyun bölgesinde hafif bir kavis bulunduğunu ifade eden Aksungur, uzun süre öne eğik pozisyonda kalmanın bu doğal yapıyı bozduğunu vurguluyor.
“Dik duramıyorsanız bu bir kas zayıflığı ya da postür bozukluğunun işareti olabilir. Özellikle telefon ve bilgisayar kullanımının artmasıyla birlikte boyun düzleşmesi daha sık görülüyor. Sürekli öne doğru eğilmek, boyun kaslarında aşırı yüklenmeye ve zamanla kronikleşebilen ağrılara yol açabilir.
Aksungur’a göre, bu durum yalnızca geçici bir kas ağrısı değil; uzun vadede omurga mekaniğini bozarak baş ağrısı, omuz gerginliği ve hatta sırt ağrılarına kadar uzanan bir zincir oluşturabiliyor.
Dik duruş sadece estetik değil, sağlık meselesi
Dik duruş, yalnızca dış görünüşle ilgili bir konu değil. Omurganın doğru hizalanması, kasların dengeli çalışması açısından hayati önem taşıyor. Omurga ne kadar dengeli yük taşırsa, kaslar o kadar az yorulur.
Yanlış postür alışkanlıklarının zamanla kas-iskelet sistemi üzerinde kalıcı etkiler bırakabileceğini söyleyen Aksungur, özellikle masa başında çalışanların düzenli aralıklarla pozisyon değiştirmesi gerektiğini vurguluyor. Gün içinde küçük farkındalıkların bile uzun vadede büyük fark yaratabileceğini dile getiriyor.
Koruyucu Egzersizler ve Günlük Önlemler
Boyun ve üst sırt kaslarını güçlendiren hareketler düzenli yapılmalı. Ayrıca ekran seviyesinin göz hizasında olması, omuzların geride ve rahat konumda tutulması gibi basit düzenlemeler omurga sağlığını korumada etkili.
“Duruşunuzu düzeltmek için önce fark etmeniz gerekir” diyen Aksungur, erken dönemde alınan önlemlerin ileride oluşabilecek daha ciddi sorunların önüne geçebileceğini ifade ediyor. Uzmanlara göre omurga sağlığı, günlük alışkanlıklarla doğrudan bağlantılı ve doğru adımlarla korunabilir bir alan olarak öne çıkıyor.
Sağlık
Koşu Bandında Daha Hızlı Sonuç Mümkün mü? Shape Space ile Tanışın
Yoğun iş temposu, dijitalleşme ve artan hareketsizlik ile birlikte spor yapmak için vakit ayırabilen kişilerin sayısı giderek azalıyor. Bu durum, günümüzde fitness sektöründe daha kısa sürede daha yüksek verim sağlayan teknolojik çözümlere olan ilgiyi de artırıyor. Shape Space gibi çift etkili sistemler, klasik koşu bandı deneyimini EMS teknolojisiyle birleştirerek egzersiz anlayışına yeni bir boyut kazandırıyor. Neom Medikal tarafından geliştirilen bu sistem, yürüyüş veya koşu sırasında kasları aynı anda aktive ederek “çift etkili antrenman” modeli sunmayı hedefliyor.
Yürüyüş yaparken “çift etkili antrenman” nasıl mümkün?

Klasik koşu bandı egzersizlerinde temel hedef kardiyovasküler dayanıklılığı artırmak ve kalori yakımını desteklemektir. Ancak Shape Space gibi yeni nesil sistemlerde bu yapı, EMS (elektro kas stimülasyonu) teknolojisi ile genişletiliyor. Bu sistemde kullanıcı yürüyüş bandında hareket ederken, özel kıyafetler aracılığıyla kaslara elektriksel uyarılar gönderiliyor.
Bu uyarılar sayesinde kaslar yalnızca hareketle değil, aynı zamanda dışarıdan gelen stimülasyonla da çalışıyor. Böylece aynı anda hem kardiyo hem de kas aktivasyonu gerçekleşiyor. Normalde ayrı antrenmanlar gerektiren bu iki etki, tek bir seans içerisinde birleştirilmiş oluyor. Bu yaklaşım, fitness dünyasında “hibrit egzersiz” olarak tanımlanan yeni bir trendin parçası olarak değerlendiriliyor.
Shape Space’in özellikleri ve yoğun tempoya uyum
10 farklı mod bölgesel ve bütünsel çalışabileceğiniz tek vakum teknolojisi Shape Space; yürüyüş bandı, EMS, vakum ve kızılötesi (IR) teknolojilerini bir araya getiren çok katmanlı bir sistem olarak öne çıkıyor. Bu yapı, sadece kalori yakımını değil aynı zamanda bölgesel kas çalışmasını da hedefliyor. Sistem, vücudun farklı bölgelerini eş zamanlı çalıştırarak daha kısa sürede daha yoğun bir egzersiz deneyimi sunmayı amaçlıyor.
Neom Medikal imzası ile Shape Space cihazı, özellikle yoğun çalışan ve uzun süre spor yapmaya vakit bulamayan kullanıcılar için alternatif bir çözüm olarak konumlanıyor. Klasik spor salonu antrenmanlarında saatler sürebilecek kas ve kardiyo çalışmalarının, daha kısa seanslarda yoğunlaştırılması hedefleniyor.
Yeni nesil EMS tabanlı sistemler, zaman tasarrufu sağlayan egzersiz ve hızlı kas aktivasyonu ile bölgesel incelme desteği sağlaması ile dikkat çekiyor. Shape Space ise, bu yaklaşımı yürüyüş bandı entegrasyonu ile daha ileri bir seviyeye taşıyor.
Kullanıcılar açısından bakıldığında, düzenli kullanımda vücudun farklı bölgelerinde sıkılaşma ve daha aktif kas hissi oluşması hedefleniyor. Ayrıca artan dolaşım ve kas uyarımı sayesinde egzersiz sonrası toparlanma sürecinin de desteklenebileceği belirtiliyor.
Sonuç olarak Shape Space, klasik koşu bandı deneyimini yeniden tanımlayan ve EMS teknolojisiyle birleştirerek “çift etkili egzersiz” modelini öne çıkaran yeni nesil bir sistem olarak dikkat çekiyor.
Sağlık
Masaj Yetmiyorsa Sebebi Var: Zafer Aksungur’dan Bütüncül Tedavi Vurgusu
Kas ağrılarıyla mücadelede masaj, sıcak ya da elektrik uygulamalarına başvuran pek çok kişi kısa süreli rahatlama yaşasa da ağrıların tekrar etmesinden şikayetçi. Fizyoterapist Zafer Aksungur, bu noktada önemli bir hatırlatmada bulunarak, yalnızca ağrılı bölgeye odaklanan yaklaşımların kalıcı çözüm sunmadığını vurguladı. Aksungur’a göre asıl mesele, “Bu kas neden kasılıyor?” sorusunu doğru şekilde sorabilmekte yatıyor.
Ağrı tek bir kasın sorunu olmayabilir
Zafer Aksungur, kas ağrılarının çoğu zaman tek bir kas grubuna indirgenerek değerlendirildiğini ancak bunun eksik bir yaklaşım olduğunu belirtiyor. “Masaj, sıcak ya da elektrik uygulamaları anlık rahatlama sağlar. Ancak ağrının neden tekrar ettiğini anlamazsak aynı döngü devam eder,” diyen Aksungur, sorunun çoğu zaman ağrılı kasın kendisinden kaynaklanmadığını ifade ediyor.
Uzmanlara göre boyun ve omurga bağlantıları, çene ilişkisi, genel postür ve hatta nefes alma paterni kas gerginliğinde belirleyici rol oynayabiliyor. Bu unsurlar göz ardı edildiğinde yapılan müdahaleler yalnızca sonucu hedef alıyor; ağrının asıl nedeni ise yerinde kalıyor. Aksungur, bu nedenle kas-iskelet sistemi problemlerinde daha geniş bir çerçeveden değerlendirme yapılması gerektiğinin altını çiziyor.
Zafer Aksungur: “Sorunu anlık değil, uzun vadeli tedavi etmiş oluruz”
Fizyoterapist Zafer Aksungur, bütüncül yaklaşımın önemini şu sözlerle özetliyor: “Boyun, omurga, çene, postür ve nefes birbirinden bağımsız değildir. Bunlara bakmadan sadece kası rahatlatmak, sorunu değil sonucu tedavi etmektir.” Aksungur’a göre kalıcı iyileşme için ilk adım, temel değerlendirmeyi doğru yapmak.
Özellikle postür ve nefes alışkanlıklarının ilk bakılması gereken unsurlar arasında yer aldığını belirten Aksungur, gün içinde fark edilmeden sürdürülen yanlış duruşların ve yüzeysel nefes paternlerinin kaslar üzerinde sürekli bir yük oluşturduğunu söylüyor. Bu yük zamanla ağrıya dönüşüyor ve yalnızca masajla ortadan kaldırılamıyor.
Uzmanlar, kas ağrılarında geçici rahatlamanın ötesine geçmek isteyen bireylerin, ağrının kaynağını bütüncül bir bakış açısıyla ele almasının önemine dikkat çekiyor. Doğru değerlendirme ve kişiye özel yaklaşım, uzun vadeli rahatlama ve sağlıklı bir hareket sistemi için temel adım olarak öne çıkıyor.
-
Etkinlik9 ay ago
BTG25 Zirvesi Maltepe Üniversitesi’nde Rekor İlgiyle Gerçekleşti: Girişimcilik Ateşi Yakıldı
-
Röportajlar9 ay agoHermanas Hair & Makeup ile Gelin Makyajında Kusursuz Güzelliğin Sırrı
-
Cemiyet10 ay agoSheraton Ataköy’de Görkemli Düğün
-
Röportajlar8 ay agoVeri Konuşur Biz Tercüme Ederiz ; Gökhan Acar
-
Röportajlar10 ay agoYapay Zekâ Yanıtlarında Topluluk Tabanlı Içeriklerin Etkisi
-
Röportajlar8 ay agoManuel Terapi ile Fıtık Küçülür Mü? Fizyoterapist Zafer Aksungur Anlatıyor
-
Röportajlar10 ay agoYükselen Yıldız Arya: Kalem ve Kılıç Arasında Bir Yaşam Felsefesi
-
Röportajlar8 ay agoGüç ve Denge ; Serpil Süzen
