Uncategorized

Bel ve boyun ağrısında doğru tedavi önemli: Fizyoterapist Yusuf Kazar, fizik tedavide merak edilenleri anlattı

Published

on

Günlük yaşam alışkanlıklarının değişmesiyle birlikte bel ve boyun ağrıları toplumun farklı yaş gruplarında giderek daha sık görülüyor. Uzun süre masa başında çalışmak, hareketsizlik, yanlış egzersiz uygulamaları, telefon ve bilgisayar kullanımında geçirilen sürenin artması gibi faktörler kas-iskelet sistemi üzerinde yük oluşturabiliyor. Ancak her ağrının aynı nedenden kaynaklanmadığını belirten Fizyoterapist Yusuf Kazar, fizik tedavi sürecinin yalnızca ağrıyı azaltmaya değil, ağrının altında yatan nedenleri belirlemeye ve kişinin günlük yaşam fonksiyonlarını iyileştirmeye odaklanması gerektiğini söylüyor.

Çorlu’da hizmet veren Kazar, fizik tedavinin toplumda zaman zaman yalnızca ağrının bulunduğu bölgeye uygulanan yöntemlerden ibaret olarak değerlendirildiğine dikkat çekerek, “Fizyoterapiyi yalnızca ağrıyan bölgeye müdahale etmek şeklinde düşünmemek gerekiyor. Kişinin hareket kapasitesi, kas kuvveti, eklem hareketliliği, günlük yaşam alışkanlıkları ve şikâyetin ortaya çıkış nedeni birlikte değerlendirilmelidir” diyor.

Bel ağrısında her yöntem herkes için uygun değil

Bel ağrısı, fizik tedavi alanında en sık karşılaşılan şikâyetlerin başında geliyor. Özellikle masa başında çalışan, gün içinde uzun süre oturan veya düzenli fiziksel aktivite yapmayan kişilerde bel bölgesindeki şikâyetler yaşam kalitesini etkileyebiliyor.

Kazar’a göre bel ağrısında en önemli noktalardan biri, kişinin kendi kendine tanı koyarak rastgele egzersizlere başlamaması. Sosyal medyada veya internet üzerinde görülen egzersizlerin herkese uygun olmayabileceğini belirten Kazar, değerlendirme sürecinin önemini şöyle anlatıyor:

“Bel ağrısının kaynağı kişiden kişiye değişebilir. Aynı egzersiz bir kişi için faydalı olurken başka bir kişi için uygun olmayabilir. Bu nedenle öncelikle kişinin hareketlerinin, kas kuvvetinin, eklem durumunun ve şikâyetlerinin değerlendirilmesi gerekir. Tedavi planı da bu değerlendirmeye göre şekillenmelidir.”

Fizyoterapist, ağrı azaldığında tedavinin sona erdirilmesinin de her zaman doğru yaklaşım olmadığını ifade ediyor. Özellikle tekrarlayan bel ağrılarında kişinin günlük yaşamındaki hareket alışkanlıklarının ve fiziksel kapasitesinin ele alınması gerektiğini vurguluyor.

Boyun ağrısında telefon ve bilgisayar kullanımı etkili mi?

Günün önemli bölümünü bilgisayar karşısında geçiren çalışanlar ile uzun süre telefon kullanan kişilerde boyun ve omuz bölgesindeki şikâyetler de yaygınlaşıyor. Başın uzun süre öne doğru pozisyonda tutulmasının boyun ve çevresindeki kaslara binen yükü artırabileceğini belirten Kazar, burada yalnızca çalışma ortamının değil, kişinin gün içerisindeki toplam hareketliliğinin değerlendirilmesi gerektiğini söylüyor.

“Boyun ağrısını sadece bilgisayar başında oturmakla açıklamak yeterli değil. Gün boyunca ne kadar hareket ettiğimiz, çalışma sırasında hangi pozisyonda kaldığımız, mola verip vermediğimiz ve kaslarımızı ne kadar kullandığımız bir bütün olarak ele alınmalı” diyen Kazar, özellikle uzun süre aynı pozisyonda kalmaktan kaçınılmasını öneriyor.

Bununla birlikte boyun ağrısının her zaman basit bir kas problemi olarak değerlendirilmemesi gerektiğine de dikkat çekiyor. Şikâyetin süresi, eşlik eden belirtiler ve kişinin genel durumu değerlendirilerek gerekli durumlarda farklı sağlık branşlarına yönlendirme yapılmasının önem taşıdığını ifade ediyor.

Fizik tedavi sadece ağrı olduğunda mı yapılmalı?

Fizik tedavinin toplumda çoğunlukla ağrı başladıktan sonra akla geldiğini söyleyen Yusuf Kazar, fizyoterapinin koruyucu ve fonksiyonel yönünün de bulunduğunu belirtiyor. Özellikle hareketsiz yaşam tarzının yaygınlaşmasıyla birlikte kişinin fiziksel kapasitesini korumasının önem kazandığını ifade ediyor.

Kazar, “Fizyoterapinin amacı yalnızca mevcut ağrıyı azaltmak değil, kişinin daha iyi hareket edebilmesini ve günlük yaşamını daha fonksiyonel şekilde sürdürebilmesini sağlamaktır. Bu nedenle kişinin ihtiyacına göre egzersiz, hareket eğitimi ve yaşam alışkanlıklarının düzenlenmesi tedavi sürecinin önemli parçaları olabilir” diyor.

Özellikle düzenli egzersiz yapmayan kişilerin fiziksel aktiviteye bir anda yüksek yoğunlukla başlamasının da sakatlanma riskini artırabileceğine dikkat çeken Kazar, egzersizin kişinin mevcut kapasitesine uygun şekilde planlanması gerektiğini belirtiyor.

Çorlu’da çalışmalarını sürdüren Fizyoterapist Yusuf Kazar, fizik tedavi sürecinde kişiye özel değerlendirme ve sürdürülebilir bir yaklaşımın önemini vurguluyor. Ona göre tedavinin başarısında yalnızca klinikte uygulanan yöntemler değil, kişinin günlük yaşamında kazandığı doğru hareket alışkanlıklarını sürdürebilmesi de belirleyici rol oynuyor.

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

EN ÇOK İNCELENEN

Exit mobile version