Genel
Orta Asya Termal Enerjisi Sektöründe Yeni Yatırım Dönemi Başlıyor: “Central Asia Thermal Power 2026” Forumu Astana’da Düzenlenecek!
24–25 Haziran 2026 tarihlerinde Astana’da IV. Uluslararası “Central Asia Thermal Power 2026” Forumu gerçekleştirilecek. Forum, Orta Asya’da termik santrallerin inşası, modernizasyonu ve dijital dönüşüm projelerine odaklanan bölgenin önde gelen profesyonel platformlarından biri olacak.
Etkinlik; enerji şirketlerinin üst düzey yöneticilerini, yatırımcıları, proje geliştiricilerini, EPC yüklenicilerini, ekipman ve teknoloji tedarikçilerini, ayrıca Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan ve Tacikistan’dan kamu temsilcilerini bir araya getirecek.
Forum kapsamında:
200’den fazla katılımcı
15’ten fazla ülke
30’dan fazla yatırım projesi
40’tan fazla konuşmacı
2 gün sürecek iş programı ve B2B görüşmeleri yer alacak.

Katılımı doğrulanan şirketler arasında:
Eurasian Resources Group (ERG)
Kazakhmys Energy
INTER RAO Export
Almatı Elektrik Santralleri (AlES)
PGU Turkestan
Ust-Kamenogorsk Termik Santrali
Ekibastuz Termik Santrali
Bulat Nurjanov adına Ekibastuz GRES-1
Forumun ana gündem başlıkları şunlar olacak:
— Orta Asya’daki termik santrallerin modernizasyonu
— doğalgaza geçiş ve kombine çevrim santrallerinin geliştirilmesi
— enerji sektöründe yapay zekâ ve dijitalleşme
— enerji projelerinin finansmanı
— enerji dönüşümü ve enerji sistemlerinin güvenliği
— varlık yönetimi ve ekipman aşınmasının azaltılması
Forumun sponsorları
Ana sponsoru – Gazprombank
Bronz sponsoru – INNIO Jenbacher
Lojistik partneri DBF Lojistik A.Ş.
Orta Asya, enerji altyapısının yenilenmesi açısından dünyanın en hızlı büyüyen bölgelerinden biri haline gelirken, forum Türk şirketleri için önemli iş fırsatları sunuyor. Katılımcılar, termik santral modernizasyon projelerine dahil olma, karar vericilerle doğrudan temas kurma, teknoloji ve ekipmanlarını tanıtma, yatırımcılar ve santral işletmecileriyle görüşmeler gerçekleştirme imkânı elde edecek.
Orta Asya ısı enerjisi sektörü analitik raporunu talep etmek için:
https://thermalpowercentralasia.com/request-the-report/
#TermalEnerjisi #OrtaAsya #TermikSantral #Enerji #Yatırım #Kazakistan #Türkiye #Sanayi #EnerjiDönüşümü #Gazprombank #INNIOJenbacher
Genel
Ada Food, Miami Fuarı’nda Küresel İş Birliklerini Güçlendirdi
Ada Food, 14–16 Eylül tarihlerinde Miami’de düzenlenen Amerika Gıda ve İçecek Fuarı’nda uluslararası alıcılar ve sektör profesyonelleriyle bir araya geldi. Türkiye’den yaklaşık 49 firmanın katıldığı fuar, Türk gıda sektörünün Amerika kıtasındaki ticari potansiyelini ortaya koyan önemli buluşmalardan biri oldu.
Kuzey ve Güney Amerika ile Karayipler’den ziyaretçilerin katıldığı organizasyonda Ada Food, mevcut iş ortaklarıyla görüşmeler gerçekleştirirken yeni ihracat bağlantıları için de önemli temaslarda bulundu.
Ada Food, fuara Türkiye’den katılan firmalar arasında en geniş stant alanına sahip şirket olarak da öne çıktı. Fuarın ana girişinin karşısında yer alan standı, şirketin uluslararası pazarlardaki büyüme hedeflerini ve Amerika pazarına verdiği önemi yansıtan güçlü bir buluşma noktası oldu.
Ada Food İhracat Direktörü Mert Taşcı, fuarın Amerika pazarındaki büyüme hedefleri açısından önemine dikkat çekerek, “Amerika kıtası, ihracat stratejimizde önemli bir yere sahip. Miami’de hem uzun yıllardır birlikte çalıştığımız iş ortaklarımızla bir araya geldik hem de yeni iş birliklerinin temellerini attık. Ada Food olarak farklı pazarlardaki varlığımızı güçlendirerek Türk gıda ürünlerini dünyanın daha fazla noktasına ulaştırmayı hedefliyoruz” dedi.
Taşcı, önümüzdeki dönemde özellikle Amerika kıtasındaki ihracat ve dağıtım ağını genişletmeye yönelik çalışmaların devam edeceğini belirtti.
Genel
Harflerle Düşünmek: Nazlı Ercan’ın Tipografi Yaklaşımı
Grafik tasarım çoğu zaman renkler, kompozisyonlar ve logolar üzerinden anlatılıyor. Oysa bazı tasarımcılar için tipografi yalnızca metni taşıyan bir araç değil; düşünmenin başladığı yer. Harf biçimleri, bir kurumun kimliğini şekillendiren, bir fikri görünür kılan ve kimi zaman tüm görsel sistemin temelini oluşturan yapı taşlarına dönüşüyor. Amerika Birleşik Devletleri’nde çalışmalarını sürdüren grafik tasarımcı Nazlı Ercan’ın pratiği de tam bu noktada dikkat çekiyor.
Bugün Walker Art Center’da Kıdemli Tasarımcı olarak çalışan Ercan, kariyeri boyunca Whitney Museum of American Art, Princeton University, MIT School of Architecture and Planning, Yale School of Architecture, International Center of Photography ve farklı ülkelerdeki kültür kurumlarıyla çalıştı. Müze sergilerinden araştırma merkezlerine, sanatçı kitaplarından akademik programlara uzanan bu projeler ilk bakışta birbirinden oldukça farklı görünüyor. Yakından bakıldığında ise hepsini birbirine bağlayan ortak bir yaklaşım var.

“Ben tipografiyi hiçbir zaman projenin sonunda verilen bir karar olarak görmüyorum,” diyor Ercan. “Çoğu zaman tasarımın geri kalanını şekillendiren şey önce harflerin nasıl davranacağı oluyor. Bir kurumun sesini bulmak, benim için çoğu zaman tipografiyle başlıyor.”
Bu yaklaşım, Ercan’ın geliştirdiği deneysel yazı karakteri The Richard Mutt Case‘te açıkça görülüyor. Marcel Duchamp’ın “Richard Mutt” imzasından ilham alan proje, harf biçimlerinin farklı açılardan nasıl algılanabileceğini araştıran üç boyutlu bir tipografi sistemi olarak geliştirildi. Harfleri yalnızca düz bir yüzey üzerinde duran şekiller yerine mekânla ilişki kuran nesneler olarak ele alan çalışma, tipografinin fiziksel boyutunu sorguluyor. Daha sonra bağımsız tasarım arşivleri ve yayın platformları tarafından kataloglanan proje, uluslararası tipografi çevrelerinde de ilgi gördü.
Ancak Ercan için tipografi yalnızca kişisel araştırmaların konusu değil. Aynı düşünceyi kurumsal kimlik çalışmalarına da taşıyor. Hong Kong merkezli çağdaş sanat kurumu Para Site için geliştirdiği özel yazı karakteri, kurumun görsel kimliğinin temel unsurlarından biri olarak tasarlandı. Yazı karakteri yalnızca sergi metinlerinde kullanılan bir araç değil; kurumun bütün iletişim dilini taşıyan bir yapı olarak kurgulandı.
“Tasarımın görünmez olduğu anlarla ilgileniyorum,” diyor Ercan. “İyi çalışan bir tipografi bazen kendini göstermiyor ama kurumun nasıl algılandığını tamamen değiştirebiliyor.”
Benzer bir düşünce, Princeton University bünyesindeki disiplinlerarası araştırma girişimi CreativeX için geliştirdiği kimlik sisteminde de görülüyor. Mühendislik, robotik, mimarlık, bilgisayar bilimleri, müzik, performans sanatları ve görsel sanatları aynı çatı altında buluşturan girişim için oluşturulan sistem; logo, dijital platform, hareketli grafikler ve kurumsal materyalleri kapsıyor. Tasarım burada farklı alanları tek bir estetik içinde birleştirmekten çok, aralarındaki ilişkiyi görünür kılan esnek bir görsel dil oluşturuyor.
Sanat ve tipografi arasındaki ilişki ise Ercan’ın uluslararası sanatçı Tauba Auerbach ile bağlantılı projelerinde başka bir boyut kazanıyor. Dil, matematik ve algı arasındaki ilişkileri araştıran Auerbach’ın Tesseract ve Spheres yazı karakterlerinin harf formlarının geliştirilme sürecinde yer alan Ercan, sanat pratiği ile tipografik araştırmanın kesiştiği üretim süreçlerinde çalıştı.
Bu yazı karakterlerinden biri daha sonra San Francisco Museum of Modern Art (SFMOMA) tarafından sanatçının ilk kapsamlı müze sergisi kapsamında yayımlanan 256 sayfalık Tauba Auerbach: S v Z monografisinde kullanıldı. Hem sanatçı kitabı hem de sergi kataloğu olarak hazırlanan yayın, Auerbach’ın on altı yılı aşkın üretimini resim, heykel, tipografi ve kitap tasarımı ekseninde bir araya getiriyor. Ercan’ın pratiğinde ise bu proje, tipografinin yalnızca son aşamada eklenen bir tasarım unsuru değil, bir sanatçının fikirlerini sayfa üzerinde biçimlendiren temel malzemelerden biri olarak ele alındığını gösteriyor.
Ercan’ın çalışmaları yalnızca kültür kurumlarıyla sınırlı değil. Princeton University bünyesinde düzenlenen APS Conference for Undergraduate Women in Physics için geliştirdiği görsel kimlik, Amerika Birleşik Devletleri’nin dört bir yanından lisans düzeyindeki fizik öğrencilerini bir araya getiren ulusal konferansın kamusal yüzünü oluşturdu. Tasarım, bilimsel bir organizasyonun daha görünür, tutarlı ve akılda kalıcı bir kimlik kazanmasına katkı sağladı.
Benzer bir yaklaşım, Boğaziçi Üniversitesi Otomotiv Mühendisliği Yüksek Lisans Programı için geliştirdiği kurumsal kimlikte de görülüyor. Türkiye’nin önde gelen araştırma üniversitelerinden biri olan Boğaziçi Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü bünyesindeki program için tasarlanan logo, programın yeni görsel kimliğinin temelini oluşturdu. Resmî internet sitesinde ve kurumsal iletişim materyallerinde kullanılan tasarım, programın teknik ve akademik niteliğini çağdaş bir tipografik yaklaşımla bir araya getirdi. Farklı alanlarda geliştirilen bu iki proje, Ercan’ın tipografiyi yalnızca bilgiyi düzenleyen bir araç olarak değil, kurumların karakterini ve hedeflerini görünür kılan bir tasarım dili olarak ele aldığını gösteriyor.
“Bir müze için çalışırken de, bir araştırma merkezi ya da mühendislik programı için tasarım yaparken de kendime aynı soruyu soruyorum,” diyor. “Bu kurumun kendine özgü sesi ne? Tasarımın bunu görünür kılmasını istiyorum.”

Bu yaklaşım, Walker Art Center’daki güncel çalışmalarında da devam ediyor. Sergi grafikleri, yayın tasarımları, yönlendirme sistemleri ve kampanyalar arasında dolaşan Ercan, farklı ölçeklerdeki projeleri tek bir görsel üsluba indirgemek yerine, her biri için yeni bir sistem kurmaya çalışıyor.
Belki de Ercan’ın çalışmalarını ilginç kılan tam olarak bu. Projeleri birbirine benzemiyor; aksine her biri kendi bağlamından besleniyor. Ortak olan ise tipografiye bakış biçimi. Harf biçimlerini yalnızca okunacak metinler olarak değil, kurumların kimliklerini, fikirlerini ve ilişkilerini şekillendiren canlı bir tasarım malzemesi olarak ele alıyor. Walker Art Center’dan Whitney Museum of American Art’a, Princeton University’den Para Site’a uzanan çalışmalarına bakıldığında, ortaya çıkan şey belirli bir görsel üsluptan çok, her projeyle yeniden kurulan bir tasarım düşüncesi oluyor.
Genel
Ev Organizasyonu Pazarı Büyüyor: Decorelax Modüler Depolama Çözümleriyle Dikkat Çekiyor
Konutlarda metrekarelerin küçülmesi, hibrit çalışma modelinin yaygınlaşması ve tüketicilerin yaşam alanlarını daha verimli kullanma isteği, ev organizasyonu pazarını son yıllarda hızla büyüyen kategorilerden biri haline getirdi. Artık tüketiciler yalnızca dekoratif ürünler değil, aynı zamanda düzen sağlayan ve günlük yaşamı kolaylaştıran fonksiyonel çözümler arıyor.
Ev dekorasyonu, organizer sistemleri ve yaşam alanlarına yönelik fonksiyonel ürünler geliştiren Decorelax, modüler depolama çözümleriyle bu dönüşümün dikkat çeken markalarından biri olarak öne çıkıyor. Ev dekorasyonundan mutfak ve banyo organizerlerine, metal dekorasyon ürünlerinden duvar raflarına, kafe-restoran ekipmanlarından ürün teşhir sistemlerine kadar geniş bir ürün gamına sahip olan Decorelax, estetik ve işlevselliği aynı noktada buluşturmayı hedefliyor.
Değişen tüketici alışkanlıkları, dekorasyon pazarını dönüştürüyor
Ev organizasyonu artık yalnızca depolama ihtiyacını karşılayan bir kategori olarak görülmüyor. Tüketiciler, yaşam alanlarını daha düzenli hale getirirken dekorasyon bütünlüğünü de koruyan ürünlere yöneliyor. Bu eğilim, modüler organizer sistemleri, tel raflar, mutfak düzenleyicileri ve çok amaçlı depolama çözümlerine olan ilgiyi artırıyor.
Decorelax, farklı kullanım senaryolarına uyum sağlayan organizer koleksiyonuyla mutfak, banyo, kiler, çocuk odası, çalışma alanı ve antre gibi evin birçok bölümünde kullanılabilecek çözümler sunuyor. Marka, fonksiyonel tasarımları sayesinde kullanıcıların sınırlı alanlardan maksimum verim elde etmesine katkı sağlamayı amaçlıyor.
Modüler tasarım yeni nesil depolama anlayışını destekliyor
Ev organizasyonu pazarında öne çıkan en önemli trendlerden biri de modüler ürünler. Kullanıcılar ihtiyaçlarına göre şekillendirebildikleri, taşınabildikleri veya yeniden düzenleyebildikleri sistemleri tercih ediyor.
Decorelax tarafından geliştirilen modüler organizer raflar, tel küp sistemleri, mutfak organizerleri ve depolama rafları farklı yaşam alanlarına kolayca uyarlanabiliyor. Bu esnek yapı, ürünlerin yalnızca bugünkü ihtiyaca değil, değişen yaşam düzenine de uyum sağlamasına olanak tanıyor. Aynı ürün mutfakta kiler düzenleyicisi, çocuk odasında oyuncak rafı ya da çalışma odasında kitaplık olarak kullanılabiliyor.
Tüketici beklentilerindeki değişim, ev dekorasyonu sektöründe estetik ile fonksiyonelliğin birlikte değerlendirilmesini zorunlu hale getiriyor. Decorelax, modern çizgilere sahip metal raf sistemleri, organizer çözümleri ve dekoratif yaşam ürünleriyle bu ihtiyaca cevap veriyor. Minimalist tasarım anlayışıyla geliştirilen ürünler, yaşam alanlarında düzen oluştururken aynı zamanda dekorasyonun tamamlayıcı bir parçası olarak konumlanıyor. Böylece depolama ürünleri yalnızca işlevsel ekipmanlar olmaktan çıkıp yaşam alanlarının tasarımına değer katan unsurlar haline geliyor.
Ev organizasyonu pazarında büyüme devam ediyor
Uzmanlar, kentleşme, küçülen konut tipleri ve fonksiyonel yaşam ürünlerine yönelik artan ilginin ev organizasyonu pazarını önümüzdeki dönemde de desteklemeye devam edeceğini değerlendiriyor. Decorelax ise kullanıcıların değişen ihtiyaçlarına uygun olarak geliştirdiği organizer sistemleri, depolama çözümleri ve dekorasyon ürünleriyle bu büyüyen pazarda yenilikçi çözümler sunmayı sürdürüyor. Marka, yaşam alanlarını daha düzenli, daha kullanışlı ve daha estetik hale getiren ürünleriyle ev organizasyonunun artık dekorasyonun ayrılmaz bir parçası haline geldiğine dikkat çekiyor.
-
Teknoloji10 ay agoSavunma Sanayinde Yeni Dönem: Gas Teknolojileri Küresel Güç Birliği İçin Sahada
-
Etkinlik6 ay agoİstanbul Boğazı’nda Deniz Etkinlikleri Yeni Bir Boyut Kazanıyor
-
Röportajlar8 ay agoEren Düzyol’dan Dijital ve Yazılım Alanında Güçlü Hamle: MedyaWeb ve Hesaplı Barkod ile Entegre Çözümler
-
Röportajlar6 ay agoVeriden Çok İnsani Yargı; Ezgi Kalender
-
Röportajlar6 ay agoYetişmeye Çalışmak; Neriman Bekçi
-
Röportajlar6 ay agoDoğru Yapı Kurmak; Erdinç Kaya
-
Kültür & Sanat7 ay agoÖzlem Kosif otizmli çocuklar yararına sahne aldı
-
Kültür & Sanat7 ay agoEthera Yayıncılık’tan Klasiklere Yeni Bir Soluk, Yeni Yazarlara Güçlü Bir Alan
